Bankada Aşk

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bankada Aşk

“Selimciğim, aşkım, akşam üzeri teftişe girdik. Müfettiş beyle tam kadro çalışıyoruz. Özür dilerim, ama elimde değil biliyorsun. Geç gelirim. Beni beklemeyin, yemeğinizi yersiniz.”

Kocamla konuşurken gözüm Yağız’daydı. Masasındaki kredi dosyaları ve klasör yığını üzerinden yiyecek gibi bana bakıyordu . Gülümsedim. Kocamın telefonda bana anlattıklarını dinlerken, altımdaki tekerlekli sekreter sandalyesini yana kaydırdım. Masanın arkasında kalan bacaklarım şimdi onun görüş alanına girmişti.

Her zaman sevdiğim gibi kısacık bir etek vardı altımda ve iyice sıyrılmıştı ben sandalyeyi yürütürken… Hafifçe bacaklarımı araladım. Gözleri parladı, dik dik bacaklarımı süzmeye başladı. O ısrarlı, yapışkan, aklından neler geçtiğini çok belli eden şehvet dolu, isteyen, beğeni dolu bakışlarla bakıyordu.

İnce ve uzun bacaklarımı biraz daha araladım. Kırmızı ojeli uzun tırnaklı parmaklarımla bacaklarımı saran külotlu çorabımı çekiştirip düzeltir gibi yaptım. Mini eteğimin altından kasıklarımı, en kuytu yerlerime kadar görebiliyordu şimdi…

Yağız da eve haber veriyordu durumu, eşi Melek’le konuşuyordu o da… Gözlerini devirerek baktı bana, dilini çıkarıp yalar gibi işaret yaptı. İçim gıcıklandı dilini görünce… Dudaklarımı buruşturup işaret parmağımı salladım yapma der gibi… Tavandaki güvenlik kamerasını işaret ettim. O da boş ver hareketi yaptı. Manyak şey… Azdırmıştım yine her zamanki gibi, üstüme atlamak üzereydi.

İçim kıpır kıpır, eteğimi düzeltir gibi yaptım, parmağımın ucuyla biraz daha sıyırdım. Kamera göremezdi bacaklarımı, masanın ters tarafında ve alçakta kalıyordu. Masanın üstündeki fosforlu markör kalemini aldım. Şu geniş, yuvarlacık, kalınca olanlardan… Yuvarlak sapıyla dizimi kaşır gibi yaptım, sonra okşarcasına hareketlerle bacak aramdan eteğimin altına kadar çoraplı bacağımda dolaştırdım. En son arzuyla kabaran klitorisime çorap ve külodumun üzerinden baskı yaparak masturbasyon hareketleri yapmaya başladım.

Kalçama kadar sıyrılmış eteğimin altından ikiye açılmış bacaklarımı, benim kışkırtıcı erotik hareketlerimi görünce gözleri faltaşı gibi iyice açıldı. Gülümseyip ben de ona dilimi çıkardım. Kırmızı rujlu dudaklarımda dilimin ucunu gezdirirken Yağız elini masanın altına atmıştı bile… Koltuğunda kıpır kıpır, benim masturbasyon yapışımı izlerken, bir yandan da pantolonun önündeki sertliği bastırmakla uğraşıyordu.

Şubenin ikinci katında krediler bölümündeydik, ikimiz yalnızdık. Müfettiş ve diğerleri zemin katta çalışıyorlardı. İkimiz yaramaz çocuklar gibi, çalışmaktan çok birbirimizi tahrik edip azdırmakla uğraşıyorduk.

Keşke şu anda yalnız olabilseydik… Çılgın sevgilim tutup sıyırıverse üstümde ne varsa, masaya yatırıp külotlu çorabımı yırtarak girse içime… O kocaman erkekliğini sokup çıkarsa kadınlığıma… Bağıra çağıra sevişebilsek… O gece yaptığımız gibi… Ahhh…

İkimiz de evliydik, eşlerimiz, birer küçük çocuğumuz vardı. Ailece tanışıp görüşüyorduk. Eşlerimiz de dahil, öyle iyi anlaşıyorduk ki, son yaz tatiline de ailecek, hep beraber çıkmıştık. Zaten ne olduysa o yaz tatilinde oldu. O zamana kadar süren arkadaşça ilgi, yakınlık, hoşlanma olayı birden bire başka bir şeye dönüşüverdi.

Uyuşan fikirlerimiz, zevklerimiz, hayat görüşümüz, aynı masada yenen ikili öğle yemekleri, dert dinlemeler, benim kocam Selim’den, onun karısı Melek’ten şikayetler… Hepsinin toplamının, bizi bir yöne doğru yönlendirdiğinin farkındaydık elbet…

Onu görmeden yapamıyordum. Gece gündüz, evdeyken, kocamla sevişirken aklımda hep o vardı. Onun gülümsemesi, benimle ilgilenmesi, beni dinlemesi, şakaları, minik dokunuşları, cinsellik de dahil her konuda çok rahat konuşabilmemiz…

O tatilde otelde beni bikiniyle gördüğü andaki hayran bakışları hala gözümün önünde… Denizde ıslak mayosunun önündeki kabarıklık, kocamın bira göbeğinden tiksinmeme neden olan kaslı, biçimli, tüysüz kılsız erkek vücudu da beni hayran bırakmıştı. Erkek gibi erkekti Yağız, tam hoşlandığım, beğendiğim erkek tipi…

Otelin yüzme havuzunda, denizde şakalaştık, eğlendik, yüzerken birbirimize dokunduk. Çıplak teninin temasını bedenimde hissettiğimde öldüm, bittim. Ama tüm tatil boyunca sadece bir iki kere yalnız kalma fırsatını yakalabildik.

O nadir anlardan birinde, güneşlenirken birbirimize güneş kremi sürdük. Onun ince uzun parmakları sırtımda, kalçalarımda dolaştı, ben onun sırtına, bedenine yaydığım kreme bulanmış kaygan ellerimle sırt ve bacak kaslarının sertliğini duyumsadım.

Hele sırtüstü yatıp şımarıkça önünü de kremlememi istediğinde… Heyecandan dudaklarım kurumuş, titreyen ellerim geniş ve kılsız göğsünde yutkunarak dolaşırken mayosunun önündeki kabarıklığın artışı bitirdi beni…

Önünde kurduğu çadırın farkında değilmiş gibi umursamadan gözlerini dikmiş, gözlerimin içine bakıyordu. Oysa önündeki tümseği fark ettiğimi, bocalayıp arzuyla yutkunduğumu biliyordu domuz gibi…

Ah… Öyle çok istedim ki onu… İkimiz ıssız sahilde yalnız oluversek… Kumların üstünde sımsıkı sarsın, üzerime çıksın, o güzel erkek vücuduyla beni ezsin… Bacaklarımın arasına hapsedeyim, sertliğinin tadına bakayım, denizden çıkmış güzel bedeninde dilimi dolaştırsam, tuz tadını alsam, vücutlarımıza kumlar yapışmış vaziyette çılgınlar gibi sevişsek…

Ellerim heyecandan titriyordu ama ben de inadına, beni oracıkta becerecekmiş gibi dik bakışlarına aldırmadan devam ettim. Sert karın kaslarında, mayosunun belinde, bacaklarının içlerinde dolaştım. Karnını okşarcasına kremlerken aniden elimi tutuverdi. Göz göze, dudaklarımız aralık, istekle, şehvetle birbirimizi süzdük.

“Yeter artık Gül…” dedi boğuk bir sesle… “Beni ne hale getirdin, baksana…”

Elimi tutup deniz şortunun önündeki kabarıklığa bastırdı. Bütün tüylerim zevkle ürperdi. Benim için kalkan, sertleşen o tümseğin altındaki şeyi görebilmek için deli oldum. Parmaklarımı belli belirsiz sıkıp elimin altındaki kabarıklığını hissetmeye çalışırken yutkunarak,

“Ya sen ne yaptın?” diye fısıldadım.

Şezlongun kenarında oturuyordum, bacaklarımı aralayıp minik bikini altını ona gösterdim. Önü akan zevk suyumla iyice ıslanmış, içindeki küçük Gül arzuyla kabarmış, ince bikini kumaşı şişmiş kadınlığımın dudaklarını olduğu gibi gösteriyordu. Gözlerini orama dikti,

“Ohhh… Gül… Islanmış… İçin görünüyor. Sanki bikini yokmuş gibi…”

“Evet… Islandı… Çok kötüyüm Yağız…” diyebildim.

Dünya silinmişti o anda, yalnız ikimiz vardık. Biliyordum. Etrafımızdaki insanlar olmasa, oracıkta, o anda sevişecektik. Öylesine istiyorduk birbirimizi…

Yine biliyordum ki, her şeyi mükemmel yapan erkeğin sevişmesi de mükemmel olacaktı. İliklerime kadar doyuracaktı beni… Kocamla yaptığımız yalap şalap birleşmelerden çok daha güzel, çok daha zevkli olacaktı Yağız’la sevişmemiz… Bundan emindim.

Ama bir şey yapamadık tabi… Etraftaki insanlar, her an gelebilecek olan bizimkiler… Onun sertliği inene, benim bikini altımın ıslaklığı sıcak güneşin altında kuruyana kadar yan yana, iki şezlongta uzandık saatlerce… Kedinin ciğere baktığı gibi birbirimize bakıp yalanarak, başbaşa yaşayabileceğimiz sevişmelerin hayallerini kurarak öylece kaldık.

Otelin animasyon gecelerinde beraber dans ettik, eğlendik. O meşhur gece, Melek, Yağız’ın karısı, güneş çarptığı için başı ağrıdığı için, bir de erkenden uyuyup kalan çocuklara bakmak için odada kalmıştı. Animasyon eğlencesine kocam, ben, Yağız, üçümüz indik. Su gibi içilen içkiler, sexonthebeach kokteyller, çılgın müzik…

Üçümüz yoruluncaya kadar tepindik. İki erkeğin arasında başım dönüyor, mutluluktan uçuyordum. Bir yanımda kocam, bir yanımda sevdiğim adam… Üzerimde incecik minicik askılı jile elbisemin eteklerini savurta savurta oynadım, döne döne dans ettim. İçimdeki tek çamaşır olan tanga külodumu göreceklermiş, bakacaklarmış, umurumda bile değildi. Bakmaları da hoşuma gidiyordu zaten…

Bir ara barın önünde oturup son içkileri içerken tuvalete gitmek için kalktım. Selim elinde içkisi, neşe içinde ortada dans edenleri izleyip aldırış bile etmezken Yağız,

“Benim de gitmem lazım Gül, ben de geleyim” diyerek bana eşlik etti. Benim nereye gittiğimi bile umursamayan ahmak kocamın görüş alanından çıktığımızda elimi tutuverdi birden… Yavaşladım, başımı çevirip ona baktım. Gülümsüyordu. O delici bakışlarla bakıyordu bana…

Gözlerimizle anlaştık, el ele yürüyüp dışarıya çıktık. Otelin çok güzel düzenlenmiş peyzaj alanında loca şeklinde, sarmaşıklarla kaplı, gözlerden ırak bir bankın önüne geldiğimde durdum. Animasyon yapılan alandan gelen müzik ve denizden gelen dalga sesleri haricinde sessizlik hakimdi. Kimseler yoktu ortalıkta…

Yağız’a döndüm. Bana bakıyordu. Beni istiyordu, en az benim onu istediğim kadar… Çok istiyordum onu… Hem de çok… Şezlongda olduğu gibi kasıklarım alev alev yanıyor, içimden bir şeylerin aktığını hissediyordum. Birden kollarımı kaldırıp boynuna sarılıverdim. Vahşice öpüşmeye başladık.

Hırsla birbirimizi somuruyorduk. Benim ellerim onun saçlarında, boynunda, ince beyaz gömleğinin altına girip çıplak sırt kaslarında, şortun üstünden dar ve sıkı erkek kalçalarında dolaşırken, o da bana mengene gibi sımsıkı sarılmış, her yerimi okşuyor, eteğimin altına dalan arsız elleri tanga külodumu çekiştiriyor, pençe gibi parmaklarıyla kalçalarımı sıkıp kendine çekiyordu.

Elbisemin ince askılarını indrdi boynumu, omuzlarımı öpücüklere boğarken, elbiseyi de belime sıyırdı. Sütyensiz göğüslerim kabarmış uçlarıyla, arzudan titreşerek onun sikici bakışlarını üzerine çekti. Hayranlıkla bakıyordu memelerime… O istek dolu bakışlar bile zevkten inlememe yetti.

Penisinin kabarıklığını üstümdeki incecik kumaştan mini etekli jile elbisemin üzerinden hissedebiliyordum. Ben de ona bastırdım kendimi, sertliğini daha çok duymak istercesine… Sonunda nefes alabilmek için durmak zorunda kaldık. Burun buruna, göz göze, nefes nefese birbirimize baktık.

“Ohhh… Gül… Seni istiyorum.” dedi.

“Ben de seni istiyorum Yağız.” dedim. “Hem de çok istiyorum seni… Bilemezsin…”

“Emin misin Gül? Geri dönüşü yok bunun… Selim var, Melek var, çocuklar var…”

O seks kokan anlarda bizimkilerin varlığı düşünmek isteyeceğim en son şeylerdi. İçimdeki şeytan uyanmış, şehvet duygusu hepsinin üzerine bir tül örtmüştü sanki… Onunla sevişmekten başka bir şey istemiyordum.

“Sus… Eminim… Çok istiyorum seni… Al beni… Hemen… Burada… Başka hiçbir şey söyleme, düşünme… Al beni aşkım… Kadının yap beni… Erkeğim… Bu anı öyle çok bekledim, öyle çok hayalini kurdum ki… Ohhh…”

Omuzlarından tutup banka doğru bastırdım. Niyetimi anlayarak banka oturdu. İki bacağımı ayırıp kucağına tünedim ben de… Tekrar öpüştük. İnce beyaz ipek gömleğinin üst düğmelerini açıp göğsünü okşarken, altımda sertliğini daha iyi duyabiliyordum.

Elimi araya sokup, telaşlı hareketlerle beyaz şortunun önündeki düğmeyi açmaya, fermuarını indirmeye çalıştım. Yardım etti. Şortun içinde sertliğini tuttum. Sıcaklığı parmaklarımı yaktı sanki… Sabırsız hareketlerle tutup çıkarttım dışarıya…

Hep hayal ettiğim, kendimi okşarken canlandırdığım gibiydi penisi… Hayal kırıklığı yaşamamıştım. Güzel, canlı, damarlı, harika bir erkekliği vardı.

Kucağındaydım hala… Dudaklarını öptüm eğilip… Dizlerimin üzerinde biraz kalkıp tanga külodumun incecik ağını yana çektim. Ön sevişmelerle oyalanacak sabrım, onu içime almadan bir saniye dayanacak halim kalmamıştı artık… Kadınlığım istekli, hazır, ıslaktı.

Yükseldim, penisinin başını kadınlığımın ıslak dudaklarına sürttüm. Sonra da dudaklarımı ısırarak alçaldım. Yavaş yavaş, tadına vara vara içime aldım sevgilimin erkekliğini… Kasıklarındaki tüyleri klitorisimde hissettiğimde derin bir oh çektim.

“Güzel mi?” dedi dudağımı somururken, ağzımın içinde…

“Harika…” diye soludum, alt dudağını ısırır gibi yaptım. “Seni tanıdığım, Şubeye geldiğim o ilk günden beri bunu istemişim meğer… Çok güzel…”

Oturup kalkmaya başladım. Ben onun kaslı göğsünü okşarken, o da benim sütyensiz, çıplak göğüslerimi okşuyor, sıkıp mıncıklıyordu. Şehvetle kabarmış meme uçlarımı emerken zevkten delirtiyordu beni…

O kışkırtıcı, sıcak yaz gecesinde, denizden esen hafif rüzgarın serinliğinde, gecenin koynunda sevgilimle birlikte olduk. Öyle zevk aldım ki o gece…

Fazla sürmedi, çünkü kocamın barda bizi beklediğini bilmenin telaşıyla seviştik. Fazla sürmedi, çünkü öyle arzulamış, öyle çok beklemiştik ki bunun için… Kısa bir zaman zarfında ikimiz de yükseldik,

“Geliyorum.” diye inledi kulak mememi dişlerken… “Çıkayım mı?”

“Ohh… Hayır… Gel… İçime boşalabilirsin aşkım… Ben de geliyorum. Çok güzel, harika… Ohhh…”

Zevkten bağırmamak için dudaklarımızı ısırarak, kucağında bir kuş gibi çırpınarak, sadece soluk alıp verme seslerimiz ve birbirine çarpan ıslak kasıklarımızın şapırtısı eşliğinde ikimiz aynı anda boşaldık.

Ben inip kalkarken, Yağız da kalçalarımı iki pençesiyle tutmuş, benim tempoma uygun olarak penisine gömüyor, sonra da kaldırıyordu beni… Yuvasında düzenli çalışan bir motor pistonu gibi uyum içindeydik. Sonunda hareketsiz kaldık, birbirimize sımsıkı sarılmış, dudakları boynumda, nefes nefese…

“İnanamıyorum Gül… Böyle bir zevk yaşamadım ömrümde… Daha önce neden yapmadık biz bunu… Bu zevkten kendimizi mahrum bırakmışız…”

“Evet… Evet aşkım… Erkeğim… Harikaydı. Keşke daha önce sevişseydik…”

Son bir kez pelvis kaslarımı sıkıp penisini içimde sağarak teşekkür ettim sevgilime… O da son atışlarını yaparken erkekliğinin kasılmasını hissettim.

Her şey bitip fırtına dinince kucağından kalktım. Külodumun ağını yerine getirdim, eteğimi düzelttim. Telaşla elinden tutup kaldırdım.

Yağız da penisini şortundan içeri soktu, elele iki haşarı çocuk gibi, koşar adımla animasyon alanına yöneldik. Kocam hala barın başında, barmenle sohbet ediyordu. Yanına yaklaşırken ellerimiz birbirinden ayrıldı. Bizi görünce peltek peltek, neşeyle seslendi kocam,

“Çocuklar, nerde kaldınız yahu? Neler kaçırdınız bir bilseniz… Hadi gelin, birer kadeh kokteyl içelim.”

O kadar ilgisiz bir kocaydı ki… Benim dakikalarca nerede olduğumu, ikimizin birden neden ortadan kaybolduğumuzu sorgulamak aklına bile gelmiyordu. Beni bu noktaya getiren de kocamın bu ilgisiz, lakayt tavırları değil miydi zaten?

Barmen kadehlerimizi önümüze koydu. Üçümüz birlikte şerefe diyerek kadeh kaldırdık. Kocam kadehi kaldırıp fondip yaparken, Yağız ile ikimiz birbirimizi süzerek içkimizi yudumladık. Az önce yaşadığımız doyulmaz zevklerin sarhoşluğu içindeydik ikimiz de… İçkiye gerek yoktu aslında…

İçkimi yudumlarken birden erkeğimin içime boşalttığı spermlerinin külodumdan sızıp, bacaklarımdan süzüldüğünü hissettim. Yapış yapış, kirli, namussuz bir orospu gibi hissettim kendimi… Fakat bir o kadar da mutlu, doygun, tatmin olmuş bir orospuydum.

Bar tezgahına kapanıp kendimi maskeleyerek eteğimin altından elimi apış arama götürdüm. Parmağımın ucuyla dudakların arasından akan ve külodumun ağından bacaklarıma sızan bir tutam spermi sıyırıp aldım.

Ne yapsam diye bakarken, sevgilime yan dönmüş konuşup duran kocamın dirseğinin yanında duran içki kadehini gördüm. Spermli parmağımı içkisinin içine daldırıp içindeki buzlarla birlikte çalkaladım, çıkardım. Bulaşık parmağım şimdi tertemiz olmuştu.

Kocamla konuşan Yağız ne yaptığımı görmüş, hayretle bana bakıyordu. Biraz sonra kadehini kafaya diken kocam, Yağız’ın spermleriyle beraber içkisini içiverdi.

Kendime inanamıyordum. Kocamı boynuzladığım yetmiyormuş gibi, ona sevgilimin içime boşalttığı spermlerini içirmiştim ve farkına bile varmamıştı. Kıkır kıkır güldüm. O mazbut, evine bağlı, bankacı Gül gitmiş, yerine azgın ve yaramaz bir fahişe gelmişti sanki…

Hala ıslaktı bacak aram… Barın üstünden kağıt peçete alıp loş ışıkta çaktırmadan eteğimin altına götürdüm elimi, sevgilimin spermlerini sildim. Yağız da biliyordu ne yaptığımı… Ona gülümseyerek elimdeki ıslak, spermli peçeteyi dudaklarıma götürdüm. Dilimi çıkarıp ucuyla ıslaklığı yaladım.

Gözlerini kırptı, işkence etme bana der gibiydi. Benim zavallı, olan bitenden bihaber, boynuzlu kocam olmasaydı, o barın önünde bir daha sevişmek isteyecekti neredeyse… Eşlerimiz olmasaydı, biz iki sevgili, o otelde her şeyden uzak, cenneti yaşayacaktık. Güçlü erkekliğiyle bana kadınlığımı tam olarak yaşatacaktı… Emindim buna… ??

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın