ESKİ DEFTERLER – BÖLÜM 11 – Buket ve Selin Bodrum&

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ESKİ DEFTERLER – BÖLÜM 11 – Buket ve Selin Bodrum&
ESKİ DEFTERLER – BÖLÜM 11 – Buket ve Selin Bodrum’da

Birkaç dakika oyalanıp çıktım ve bir havluyla kurulandım. Belime sarıp salona geçtim. Selin ve Buket kikirdeyerek duşa geçtiler. Sibel ise hala sehpanın üzerinde uzanıyordu. Sehpaya damlayan tüm sıvılar Sibel’in vücuduna bulaşmıştı. Gökan başını geriye atmış gözlerini kapatmıştı. Bir tane redbull alıp açtım ve votka ile karıştırdım. Tekli koltuğa oturuna Gökan gözlerini açtı. “Abi sen ne yaptın!” diye güldü. “Bunun nasıl olduğunu ben hala anlayabilmiş değilim” diye ekledi. “Bir de o kadar tafra yapmıştın” diye mılırladanarak kalktı Sibel. “Valla böyle olacağını bilseydim, ilk başta ben koşardım” diye güldü Gökan. “Vayyy.. Demek bizi sikmeyi hep hayal ediyordun” diye gidip yanağına küçük bir öpücük kondurdu Gökan’ın. “yani yok tabi” falan dese de güldü. Sibel de duşa kızların yanına geçti. “Bu kadar çılgınlaşabileceklerini tahmin etmemiştim” diye güldüm. “Abi inan ben de. Şoklardayım.. Hem zevkten hem şaşkınlıktan, Buket’e çok fantazi yaptırdım sex yaparken, gerçi hep başka isimler kullandım ama anlamıştır herhalde. Tabi yatak faslı bitip ertesi gün olunca esamesi bile okunmazdı o da ayrı” diye güldü. Hadi kız kıza fantazi, yapmışlardır belki daha önce çünkü rahat kızlar, ama Sibel’in götünden döl yalayıp paylaşmak… Bunları birine anlatsam der ki siktirgit palavracı.” Güldüm. “Teşekkürler herşey için” diye ekledi. “Rica ederim” dedim bi sigara yakıp votka redbullumdan bir yudum alıp. Bu arada kızlar geldi kikirdeyerek. Üçü de havlulara bürünmüşlerdi. Buket sevgilisinin kucağına gitti önce. Dudağına ateşli bir öpücük kondurup “hadi sen de duş al gel” diye elinden tutup kaldırdı. “Jakuzi’yi boşalttık. Tekrar dolduruyoruz” diye gülümseyerek kucağıma geldi Selin. Sibel de hemen yakınımızdaki ikili koltuğa yerleşti.

“Bu kadar çılgın olabileceğinizi beklemiyordum” dedim. Güldüler. “Bunu daha önce yapmadığınıza emin misiniz!” diyince güldüler. “Yani aynı evde farklı odalarda sevişmişliğimiz çok oldu. Ben ve Buket yaklaşık maceralar yaşadık. Ama ikinizi birden Sibel’den yalamak… bu ilk” diye kikirdedi Selin. “Yaklaşık maceralar derken!” diye sordum Selin’e. “Yani işte grup seks, gerçi ilkinden birşey anlamadık. Oldu bittiye geldi resmen” diye gülümsedi. “Ama ikinci keyifliydi.” diye ekledi Selin. “Hadi jakuzi tamam” diye seslenince Buket ayaklandık. Herkes eline içecek birşeyler aldı ve jakuziye geçtik.

Buket ve Gökan çoktan Jakuziye girmişlerdi. Bize yer açmak için Buket Gökan’ın kucağına kaydı. Jakuziye girince Sibel gökan ile aramıza oturdu yüzü bize dönük şekilde. Selin de kendini kucağıma bıraktı. “Anlatsana” dedim. “Haa.. boşver yaa!” diye yanıtldı Selin. “Neyi!” diye sorunca Buket “bodrum” diye yanıtladı gülerek. “Haaa…. ” diye kikirdedi. “Sanki gizli saklı birşey” diye güldü Sibel.

“İkizim dağıtmaya Bodrum’a tatile gitmiştik” diye başladı Buket gülerek. Üniversiteyi kazandığımız sene. 19 yaşımızı doldurmuş, ailelerimizden de üniversiteyi kazanma ödülü almıştık. İzmir’e kadar otobüsle gitik. Oradan bir araba kiralayıp Kuşadası, Efes falan geze geze gidecektik Bodrum’a ve dağıta dağıta. “Gerçi daha İzmir’e varmadan dağılmaya başladık” diye güldü Selin. “Yaz zamanı, rahat oluyor diye hep en arkadan alırdık biletleri. Yine öyle yapmıştık. Otobüs de çok dolu değildi. Bizim önümüzde 3-4 sıra koltuk boştu. Neyse otobüse bindik. Muavin gelip “İsterseniz öne geçebilirsiniz, boş o koltuklar” dedi. “Yok, biz özellikle aldık. Rahat oluyor” diyince geri gittik. Yola çıktık. İşte servis yaparlar ya, muvin gelip tam bizim üstümüzdeki yerden ayarlamalar yapmaya başladı. Biz de Selin ile sohbet ediyorduk. Omzumda bir baskı hissedince dönüp baktım. Muavin “özür dilerim” dedi. Bacağı değdi herhalde diye düşündüm. Araba o arada sallanınca muavin neredeyse üstümüze yığılıyordu. Demin değen şeyin bacağı değil aleti olduğunu da böylece anladım. “Adam resmen kolumu sikti” diye kikirdedim Selin’e. “Deli şey, Bodrum’a gelmeden dağıtacan yani” diye güldü. “Diyene bak” dedim. Gülüştük. Muavin servis için geçerken, yada bir şekilde geçerken ha bire değdirip duruyordu. O değdirdikçe biz de kikirdiyorduk. Mola yerine geldik. İnerken muavine göz kırpıp gülümsedim. “Manyaksın sen” diye güldü Selin. “KIz eğleneceğim işte ne var bunda?” dedim. Neyse çay içerken muavin geldi. “Rahat mısınız, keyfiniz yerinde mi?” falan diye sordu. Muhabbete girmeye uğraşıyordu. Selin tersler gibi yaptı önce “Otobüs yolculuğunu sevmez” dedim güldüm. “Ya kusura bakmayın, yollar bozuk olunca bir iki kez üstünüze düşüyordum” diye özür diledi. “Yok, sorun değil, olur öyle” dedim. O arada anons yapıldı, tekrar otobüse bindik. Servis zamanı gelince bu yine benim tepemdeydi. Ufak ufak değdiriyordu çaktırmadan. Göz ucuyla baktım pantolonunun önü iyice kabarmıştı. Sevris yapıp bitirince tekrar geldi malzemeleri koymaya. Ben kolçağa dayalı duruyordum. Bu sefer geri çekilmedim. Eşyaları yerleştirirken kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Değdirmeyince bu kez biraz dışarı kaykılıp ben değdirdim. Sonra geri çektim kendimi. Bu kez o dayadı. Ama ne dayama. Boydan koluma yapıştırdı aletini. Ben de çekmedim kolumu. Hiç aldırış etmeden Selin ile sohbete devam ettim. Niyetim yol boyunca oynamaktı. “diye anlatırken Buket, “tabi ikinci molada gördün yol boyuncayı” diye kahkahayı bastı. “Dur bee.. ” diye durdurdu Buket. Muavin işini bitirmişti muhtemelen ama aleti kolumun üzerine yapışık olunca yerinden ayrılmak istemedi. Önlerden birisi birşey isteyince mecburen gitmek zorunda kaldı öflene püflene. “Adam biraz daha oyalansa kolumda patlayacak” diye kikirdeim Selin’e. “Otobüste seks” deyince gülüştük. “Yapsam mı ki!” diye mırıldandım. “Delisin kızım sen, yaparsın” dedi Selin. “Ama beni bulaştırma” diye güldü. “Ne var yaa.. eğleniriz işte” diye kikirdedim. “Ben uyuyacağım, kendimi Bodrum güneşine saklıyorum” dedi. “Tamam öyle olsun, ama oynamaya devam ederim” dedim. “Ne halin varsa gör” diye yumdu gözlerini. İstek düğmesine bastım. Muavin’den top kek istedim. Tam üstümüze koymuştu çünkü Top kek kutusunu. Yaslana yaslana aldı topkeki ve bana uzattı. “Teşekkür ederim” diye yanıtladım. “Ne istersen söyle, getireyim” dedi sırıtarak. “Yan koltuğa geçsem olur mu?” diye sordum. “Boş geçebilirsin” dedi. “Kahve içer misin?” diye sordu. “Olur” dedim. Gitti. Ben de yan koltuğa geçtim. Elinde iki tane kahveyle geldi. Yanıma oturdu. “Kaç yaşındasın” diye sordu. “19, ya sen?” dedim. “24” dedi. “Güzel kızsın” dedi. Teşekkür ederim dedim. Elimi tuttu ve aletinin üzerine koydu hızlıca. “Bunu mu istiyorsun!” diye sordu. Sıktım avcumun içinde. “Bilmem… Omzumda hissedince” diye mırıldandım. “Nasıl.. beğendin mi peki?” dedi. Bir daha sıktım elimle. Sonra pantolonunun üzerinden sıvazlamaya başladım. Biraz okşayıp iyice kaldırdım. elimi geri çektim. “Niye durdun?” dedi. “Hiçç… öyle istedim” dedim. Güldü. “Korktun mu?” dedi ve elimi tekrar aletinin üzerine koydu. Biraz daha okşadım. Fermuarını açacaktım ki “Otobüste olmaz. Molada” dedi. Yanımdan kalktı gitti. Ben de yerime geçtim. Selin kikir kikir gülüyordu. “Ne oldu” diye güldü. “Otobüste olmazmış, molada sikecekmiş salak” dedim. “ooo.. üzüldüm, otobüs fantazin boşa gitti” diye güldü. “Sen öyle zannet” dedim ben de. Neyse arada muavin geliyor, yanımda ayakta duruyor, aletini avuçlatıyor, sonra gülüp geri gidiyordu.

Molaya geldik. Muavin en arkada bizi beklemişti. Ben kalktım. Muavin arkamda kalınca hafifçe kalçalarıma dokundurdu. Selin koltuktan çıkınca önden yürümeye başladı. Ben de onu takip ettim. Muavin’in eli kalçamda şöyle bir gezindi. Selin aşağı inince merdivenden “Tuvaletlerin yanındaki kapıdan gir. Geliyom ben” dedi. Oraya yürüdüm. Tuvaletin yan tarafında bir kapı vardı. Ordan girdim. Işık açıktı. İçerde bir çekyat vardı, perde gibi biryer, soba ve televizyon. O arada muavin geldi. Kapıyı kitledi girer girmez. Öpmek istedi ama izin vermedim. Ellerini vücudumda gezdirdi biraz. Kendiliğimden diz çöküp fermuarını açtım ve aletini dışarı çıkardım. Pis kokuyordu. Kılları upuzundu. çantamdan ıslak mendil çıkarıp güzelce temizledim. Sonra da ağzıma yerleştirdim. Ben yaladıkça bu başımı daha fazla bastırıyordu. Somura somura yaladım, ısırdım. “ohh. yala bakalım taze orospu” diye söyleniyordu. “Azına boşalacağım, döllerimi yutturacağım sana” diye seslenince “olmaz, elime” dedim. “Amını yalarım” senin dedi. “Bakireyim” diyince yüzü asıldı. “Ağzını sikmekle yetineceğiz yani” diye güldü. “Gel bari okşayayım” diye koltuğa doğru geçti. Beni çekyatın üzerine çıkarttı. Önden ağzıma alırken o da uzanıp kalçalarımı falan okşuyordu. Sıvazlayıp yaladım biraz daha. “hadi hızlan, patlat beni” diye mırıldanmaya başlayınca “otobüste” dedim gülerek. “manyak mısın?” dedi.. “Otobüste patlatırım..dedim. Ayağa kalktım. öylece kala kalmıştı. Kapıya yönelince hızla üzerine toparladı. Kapıyı açıp çıktım. Lavaboya girdim hemen. Elimi yüzümü ağzımı güzelce yıkadım. O arada molanın bitti anonsunu duyunca otobüse yöneldim. “Uzun sürdü bu kez!” dedi. Oturur oturmaz “yok… uzun sürmedi, yarım bıraktım. Otobüste isterim dedim” güldü. “Deli… İlla otobüs” diye güldü. Muavin yaklaşınca bozuntuya vermedik. mola sonrası kahve servisini falan yaptı. Biraz gittik, arada gelip kontrol ediyordu. Selin uyuyor numarası yapmaya başlayınca yanımızan geçip arkaya oturdu. Bana da gel diye işaret etti.
aleueue
“Herkes uyudu…” diyerek uzanıp öbmek istedi. “Öpüşmek yok..” deyince direk elimi alıp aletinin üzerine koydu. “Tam bir orospusun…. ” diye güldü. “Al hadi bakalım, illa otobüste ” diye fermuarunu açıp aletini dışarı çıkardı. Eğilip aletimi ağzıma aldım. Somurup yalamaya başladım. Bu arada yine eli eşofmanımın içinden kıçam uzanmıştı. Bu kez ben cam kenarına oturduğum için rahatça eşofmanımı baldırıma kadar sıyırmıştı. Sapından tutup sıvazladım. elimin dışında kalan kısmını ağzıma sokup çıkardım. O arada ikinci şoför arkaya doğru yaklaşmaya başladı. Bizimki apar topar toplandı. “Anasını siktiğimin gavatı…” diye küfürü bastı. “Gelirse belamı siker” diye ayaklandı. Sanık görünme diye tembihledi. Orta merdivenin oralarda bir yerlerde birşeyler konuştular. Yedek şoför aşağıya indi. Oradaki odada uyuyacaktı muhtemelen. Benimki de geri döndü. “Yattı pezevenk.” diye güldü. “Hadi yavrum, kaldığın yerden devam” diye mırıldanıp fermuarını açtı ve başımı çekti. Yalayarak aşağı kadar indim, sonra başını ağzımın içine sokup emdim. Kalem gibi ince ve düz bir aleti vardı. Koltuktan yere indim. Daha rahat olacaktı. Yan dönünce güzel olmuştu. O arada çaktırmadan bizim koltuğa baktım. Selin koltukların arasından ne olup bittiğni görmeye çalışıyordu. Onun görebileceği şekilde ayarladım. Bizbirimizi görünce gülmsedik. Ağzımda biraz daha oyaladıktan sonra cebime koyduğum prezervatifi çaktırmadan yırtıp açtım. Bir anda aletine geçirince muavin ne olduğunu anlamadı önce. “Bu ne?” dedi şaşkınlıkla. “Bunsuz olmaz” dedim gülerek. Eşofmanımı ve kilodumu zaten aşağıya sıyırmıştım. Kafamı cama doğru döndüm. İki büklüm olup kalçalarımı bunun kucağına koydum. Aletini dikledim ve içime almaya başladım. Kolaylıkla girmişti bir seferde içime. Zaten gelmesi yakındı. Birkaç kez inip kaldırınca kalçalarımı, kadınlığımın içinde patladı bizim muavin hemen. Aletini çıkardı içimden. Ben de kilodumu eşfomanımı topladım. “Sen ne manyak birşeysin” diye güldü. “Ama hepsi bu kadar. Gerisi yok ona göre, yoksa rezillik çıkarırım diye tehdit ettim. “Koluma dahi yaslanmak yok tamam mı?” dedim. “tamam, aman ha…” dedi. “Hadi bana soğuk bir kola getir şimdi” diyince kalktı. Ben de onun karaltısını fırsat yapıp Selin’in yanına geçtim. Kikir kikir gülüyordu” dedi Buket.

“Manyak bu, ne yaptı etti kendini otobüste becertti. Allahtan muavin başımıza sonra bela olmadı yolda. Neyse, otele varabilmiştik başka iş açmadan başımıza. Gümbet’de bir otele gittik. Oralar o zaman hep yabancı. Türk çok az. Sabahtan verdiler odaları. Yorgunduk ama hemen bikinileri giyinip plaja indik. Plajin yarısı üssüz güneşleniyor. “Kız, biz de çıkaralım, nasılsa herkes yabancı” deyince Buket, sağa sola bakındık. Cidden bir iki tane dışında hiç tanıdık yoktu ortalıkta. Hatta türk bile yoktu neredeyse. Birbirimizi güzelce yağladık. Kimsenin umrunda değildik. Bir yanımızda orta yaşlı bir kadın ve adam vardı. Diğer tarafımızda kalabalık bir arkadaş gburu. Ama yine 25lerinde falandılar herhalde. 6-7 kişi varlardı. Kızların hepsi üstsüz güneşleniyor, oğlanlar arada şakalar falan yapıyorlardı kızlara. onlardan da cesaret alıp çıkardık bikinilerimizin üstünü ikimiz de. Gözlükleri takıp uzandık. Yan taraftaki adamın dikkatli dikkatli Selin’in vücudunu süzüyordu. “Adam seni kesiyor” diye fısıldayınca gülüştük. “Napiyim ben onu, şunların içinde mavi mayolu çocuk var, çirkin ama aleti sağlamdır bunun baksana” diye mırıldandı. Esmer tenli, uzun burunlu, kepçe kulaklı bir çocuktu. Zayıftı, vücudunda bir gram yağ yoktu ama kaslıydı. Mavi slip mayo giymişti. Çok da öyle görünmedi gözüme “Yok be, baksana, belli bile değil” diye güldüm. O arada çocuk “Erhan, bana bir bira yollasana” diye seslendi. “Tamam kanka” diye barın arkasında duran yine onun yaşlarında biri yanıtladı. “Türkmüş…” diye güldü Selin. Bardaki birayı getirince dönerken ingilizce içecek birşey istermisiniz?” diye sordu. Ben de inglizice evet lütfen diye yanıtladım. O arada bizim mavi mayolu fark etmişti bizi. Şöyle bir süzdü. Erhan biraları getirince ingilizce birşey söyledi anlamadık. Mavi mayolu seslendi. “Biraların parasını istiyor” diye gülerek. Selin le birbirimize bakıp gülümsedik. Erhan da gülüyordu. Parayı çıkarıp verdim. Niye bilmiyorum ama bikinimin üstünü giyme ihtiyacı hissettim. Buket de ben de bikinilerimizin üstlerini giydik. Öbür çocuk bizim üstlerimizi giyindiğimizi fark edince gülümsedi. Giyinmemizi bekleyip yanımıza geldi. “Selam, Can ben” dedi elini uzatıp. tanıştık. “Niye giyindiniz ki, fıstık gibi kızlarsınız, bak bunların çoğunun göğüsü sarkmış, dağılmışlar… Sermişler meydana. Yanınızdaki teyze bile. Yanlara düşmüş memeleri, açık güneşleniyor” diye güldü. “Bizim Türk olduğumuz için mi!” diye ekleyip “merak etmeyin, bak şu ilerdeki karı koca da Türk. Bir haftadır Fransızız numarası yapıyorlar. Gurbetçiler. Şunlar da hollandadan gelme. Şuradaki iki kadın da istanbuldan. Diye gösterdi bize. İkimiz de gülmüştük. O sırada Erhan geldi. “Kızlar niye gizlediniz güzellikleri! diye güldü. O arada can ingiliz olan gruptakilerle birşeyler konuştu ingilizce. Kızlar güldüler. Kendilerini gösterip bikinimizin üstlerini çıkarmamızı işaret ettiler. Bizi yanlarına çağırdılar. “Hadi gelin, rahat edecekseniz, şezlongları araya koyalım” diyince Can, Buket ile birbirimize baktık. “Kanka ben hallederim” dedi Erhan biz ayağa kalkınca. Kızlar hemen yanlarında yer açtılar. Plaj çantalarını ve şezlonlgarı Can ve Erhan taşıdı. Kızların yanına otturunca bikinilerin üzerini yine çıkardık. Hepsiyle tanıştık. Oğlanlar la da tanıştık. Hepsi göğüslerimize iltifatlar yağdırdılar. Kıprırmızı olmuştuk. Arada birşeyler soruyorlar, Can bizim için tercüme ediyordu. Biralarımız bitince Erhan 2 tane daha getirdi. “Bunlar benden” diye güldü. Akşama kadar güneşlendik, eğlendik birlikte. Arada denizde su topu oynadık, deniz yatağında oynadık falan. Bayağı keyifli olmuştu. Can da bizim tercümanımız olmuştu. Ne Erhan, ne Can, ne de ingiliz çocukların hiçbiri asılmamıştı. Öğlen saatlerinde bir iki saat odaya gidip uyuduk. Geri dönüp birşeyler yedik. Plaj voleybolu oydanık bir ara. Önce kızlara erkekler. Sayı yapınca birbirimizin kalçalarına küçük tokatlar atıyorduk. Sonra takımları karıştırdık. Kızlı erkekli oynadık. Aynı gelenek devam etti. Tabi bize erkeklerden kimse dokunmamıştı ta ki ben Can’ın kalçasına tokadı yapıştırana kadar. Hoşuma gitmşiti. Bu arada ben sayı alınca bu kez hepsi benim kalçama küçük birer şaplak vurduk. Buket ve ben karşı takımlardaydık. Benden sonra Buket de erkeklerin şaplaklarından nasibini almıştı. Hatta can bir ara bana koruyucu krem bile sürmüştü ama en ufak bir ileri gidişi, krem sürmenin dışında bir dokunuşu olmamıştı. Saat 6 gibi toplanmaya başladık. Erhan ve Can arkadaşmış. Otelde daha önce birlikte çalışıyorlarmış. Can bu yaz çalışmamaya karar vermiş. Erhan’ın odasında birlikte kalıyorlarmış falan filan. Neyse işte. “Akşam saat 10 gibi Tekne ile ay ışığı partisine gideceğiz hep birlikte, gelmek ister misiniz?” diye sordu Can. “Çok yorgunuz, sabah indik otobüsten” diye yanıtladım. “Olsun, uykunuz gelirse yatarsınız kamarada” diye güldü Can. “Tabii uyumaya fırsatınız olursa” diye ekledi sonuna. “Bodrum’a uyumaya gelmediniz iki kız bir başınıza herhalde” diye güldü tekrar. “Tamam… nerde olalım” diye sordu Buket. “Herkes burda kalıyor zaten. Beach Bar’da…” diye yanıtladı Can.

Odada biraz dinlendik, duşumuzu aldık. Özene bezene giyinip makyajlarımızı yaptık. Lobi’ye indik. Bizden başka kimse yoktu. Can göründü koridorda. “ooo… kızlar, yıkılıyorsunuz” diye güldü. İkimizin de elini tutup kibarca öptü. “çok güzelsiniz…, gecenin yıldızları olduğunuz kesin” diye takıldı. O arada grubun diğerleri de yavaş yavaş gelmeye başlamışlardı. İngiliz kızlar da güzel giyinmişti doğrusu. Saten şortlar, v yaka blüzler, yüksek topuklu ayakkabılar” diye devam ederken Selin “Tabi sabaha hepsi yırtık pırtık” diye kahkahayı bastı Buket. Neyse, herkes birbirine iltifat ede ede kumların üzerinden iskeleye, oradan da büyük bir tekneye geçtik. Erhan teknedeydi. “Hoşgeldiniz kızlar… vayy… işte dünyanın en güzel kızları her zaman Türk kızlarıdır derim…” diye o da kibarca öptü ikimizin elini. Herkesin geldiğinden emin olunca Can teknenin iplerini çözdü. Erhan da tekneyi kullanıp koydan çıkmaya başladık. O arada Can teknenin dj liğini de yapıyordu aynı zamanda. 12 kamaralı büyük bir guletti. Erhan dümendeyken ingiliz kızlardan biri yanına gitti, sonra da Erhan ve dümenin arasına girip tekneyi biraz o sürdü. Erhan kıza arkadan resmen dayamaya başlamıştı. Biraz zaman geçince kızlardan biri daha geldi yanlarına ve bu kez o geçti dümenin başına. Erhan ona da yaslamıştı. Bir yandan da diğerlerini seyrediyordum. Teknenin arkasındaki devasa boşlukta çalan müzikle dans ediyorlardı. Yabancı kızlardan arada Can’ın yanına da giden oluyordu. Kim kimdir, nedir diye çözmeye çalıştım ama hiçkimse kimsenin hiçbiryeyi gibi görünmüyordu. O arada Erhan bana seslendi. “İstersen gel, sen de kullan” diye. Kesin dayayacaktı. Yine de gittim. Zaten dağıtmaya gelmiştik. Dümen’e geçince Erhan yaslamamıştı. İngiliz kızlara çatır çatır yaslayan Erhan, geride durmuştu. Kalçamı hafifçe geri ittim. Biraz dokanır gibi oldu. Sonra biraz daha geriye itince Erhan’ın aletini hissetmiştim. Erhan bu arada birşeyler anlatıyordu tekne ile ilgili ama benim derdim onu iyice azdırmaktı. Biraz daha yaslayınca bu kez iyice dayanmıştı aleti kalçalarıma. Erhan sadece sabit duruyordu. Bu arada ingiliz kızlardan biri bize bira getirdi birer bardak. Erhan bir yudum alıp dümenin üzerindeki boşluğa koymak isteyince iyice dayanmıştı bana… Aleti iriydi… “Pardon ya, kusura bakma” diye güldü. “önemli değil” dedim. Kendini geri çekmişti tekrar. O esnada başka bir ingiliz kız daha geldi. “Biraz da ona kullandırayım” diyince tamam deyip diğerlerinin arasına karıştım. Göz ucuyla bakmayı da ihmal etmedim Erhan’a… Kız geçer geçmez resmen yapışmıştı arkasına. Bu arada Buket iki tane ingiliz oğlanla kıvrıla kıvrıla dans ediyordu. Can’ın yanında da iki tane kız müziğin ritmi ile seksi seksi kıvrılıyorlardı. Tekne yavaşlamıştı. Bayağı açılmıştık. ETrafımızda hiç ışık görünmüyordu. “Tekila zamanı” diye anons yaptı Can. Herkes alkışlamıştı. O arada Can’ın arka tarafından beyaz bir perde açıldı ve barkovizyondan görüntü akmaya başladı müzikle beraber. Seksi klipler, bikinili kızlar, yakışıklı erkekler, erotik film gibiydi.

İngiliz çocuklardan biri tekilaları doldurdu. Bir diğeri limonları dağıttı ve tekila şotları attık hep birlikte. Sonra da dans etmeye devam ettik. Üç şarkı sonra tekrar bir tur daha tekila attık. Herkes daha rahat hareket etmeye başlamıştı. Kızlar bizi aralarına alıyorlar, vücutlarımızda ellerimiz geziniyor, erkekler etrafımızı çevreliyor, kimi tutarsa kendine çekiyor, arkasından yaslanıyordu. Aletler yavaş yavaş kalkmaya başlamıştı. Bir ara beni iki erkek birden aralarına aldılar. Biri önden diğeri arkadan yaslamıştı. O arada Can gelip beni ikisinin arasından çekti dans ederek. “Eğer rahatsız olursanız söyleyin” diye güldü. “yook… iyi eğleniyoruz, biz çılgın kızlarız” diye yanıtladım. Belinden sarılıp kendime çektim ve kalçasını avuçladım Can’ın.. “Tam eğlencesindesiniz o zaman” diye güldü. “Yine de aklınızda bulunsun, istemediğiniz hiçbirşeyi yapmak zorunda değilsiniz” diye ekledi beni kendi etrafımda çevirip kalçalarıma kasıklarını dayadığında. Aleti gerçekten iriydi. Doğru tahmin etmiştim. “Şimdi tam aradığım eğlencenin kucağındayım” diye güldüm. Az önce beni tost yapan ikili bu kez Buket’i almışlardı aralarına. İki ingiliz kız da Erhan’ı. Erhan kızlardan birini kucağına aldı kalçalarından kaldırıp. Başını göğüslerinin arasına sokup salladı biraz. Sonra da aşağıya bıraktı. Eğlence tam gaz devam ederken Can’ın yerine başka biri geçmişti arkama. Onun arkasına başka bir kız. önüme de başka bir oğlan geçince bir anda tren olmuştuk. “şimdi oyun zamanı” diye anons etti Can. Herkes durmuştu müzik kesinilce. Erhan ortaya 5 tane sandalye getirdi. Her sandalyenin üzerinde de bir numara vardı. Erkekler sandalyelere oturacaktı ki müzikle diye uyardı ve müzik durunca oturacaksınız diye ekleyip müziği başlattı. erkekler sandalyelerin etrafında döndü. Müzik durdu hepsi birer sandalyeye oturdu. Anlamamıştım. Bildiğimiz sandalye kapmaca oyunu ama hiç ayakta kalan olmamıştı. “vee…. işte eğlence şimdi başlıyor” diye anons etti Can.. kızlar…. Müzikle dönüp müzik durunca oturuyorsunuz. Ayakta kalan üstünden bir parça çıkarır” diyince herkes alkışlamıştı. Müzik başlayınca dönmeye başladık. Birden durdu. Buket de ben de birinin kucağına oturmuştuk. İngiliz kızlardan biri ayakta kaldı. Alkışlarla üstündeki blüzü çıkardı. Siyah sütyeni ile kalmıştı. Müziği başlatmadan “birini seç” diye seslendi Can kıza. Kız ingiliz çocuklardan birini seçti. Oğlan isyan eder gibi kalktı. Kız gülüyordu. Oğlan da tişörtünü çıkardı. Sandalye de bir azalmıştı. Müzik tekrar başladı, yine dönmeye başladık. Müzik durunca bu kez Buket ayakta kalmıştı. Alkışlarla üzerindeki beyaz gömleği çıkardı. İçinde dantelli sütyeniyle dolgun göğüsleri ortaya çıkınca alkış tufanı kopmuştu. “Birin seç buket” diye seslendi Can. Buket ingiliz çocuklardan birini seçmişti. Çocuk gülümseyerek kalktı. üstündeki tshirtü çıkartıp seyretmeye başladı. Bir sonraki şarkıda ben ayakta kalmıştım. Erhan’ın kucağına oturmayı hedeflemiştim ama ingiliz orospu benden hızlı davranmıştı. Tshirtümü çıkarınca ben de siyah saten sütyenimle kaldım. Erhan’ı seçince “yapma bunu” diye gülerek kalktı Erhan. Tur tamamlandığında kazanan ingiliz kıza prenses tacı geçirdiler. Bir tur daha tekila içtik. “Şimdi kadınlar” diye anons etti erhan. Bu kez biz oturduk. Erkekler kucağımıza oturacaktı. Ve pantolonlar inecekti ki “Vee… ayakta kalan kazanır, istediği kızı seçer, şortlar karşılıklı indirilir” deyince biz kızlar somurtmuş, erkekler oleylemişti. Müzik başladı. Kimse oturmuyordu. Can müziği durdurdu. Büyük ödülü söylemeden olmayacak… Kazanan… prensesi öper ve güzellik uykusundan uyandırır” diye ekleyince herkes gülmüştü. Müzik tekrar başladı, erkekler bu kez daha istekliydi. durunca ingiliz çocuğun biri ayakta kalmıştı. Herkes çocuğa bakarken çocuk Buket’i seçti. Gülmüştü herkes. Buket çocuğun önüne yürüdü alkışlar arasında. İkisi karşı karşıya gelince önce çocuk darvandı ve Buket’in şort eteğinin düğmesini açıp ayağıya indirdi diz çökere. Alkış tufanı kopmuştu Buket’in beyaz tangası ve yuvarlak kalçaları ortaya çıkınca. Bu kez Buket oğlanın şortunun ipini çözüp sıyırdı aşağıya. Aleti yarı kalkık şekilde takılınca hepimiz gülmüştük. Müzik tekrar başladı. Yine döndüler. Bu kez Erhan kaldı ayakta. Koca memeli bir ingiliz kızı seçti. Dans ederken kucağına aldığı kızdı. Kız gülerek kalktı ayağa Erhan’ın önüne gitti. Arkasını ona dönüp seksi bir şekilde kalçalarını Erhan’a sürterek şortunu aşağıya indirdi. Pembe dantelli kilodu ve iri kalçaları ile hoş görünmüştü gözüme birden. Sonra dönüp Erhan’ın şortuna uzandı. Aletini sıkıp bıraktı ve şortu aşağı çekti. Yanlışlıkla bokseri ile birlikte çekince Erhan’ın kalkık aleti bir anda ortaya çıktı. Alkış kıyamet kopmuştu kız boxeri geri yukarı çıkarıp giydirene kadar. Müzik başladı. Bu arada ilk ayakta kalan kız Can’ın yanına geçmiş, beline elini dolamıştı. Can da onun beline. Müzik durdu. Bu kez oğlan benim ve yanımdakinin arasında gidip gelip onu seçti. Bir sonrakinde beni seçti ayakta kalan çocuk. Önüne gidince arkamı döndüm ve öne eğildim. Çocuk şort eteğimi usul usul indirirken alkış kıyamet koptu. Buket gelip o arada kalçama tokadı yapıştırınca herkes bir woow çekmişti. Gaza gelmiştim. Bir anda Buket’in kolundan tutup dudaklarına yapıştım ve kalçalarını sıktım. Herkes sağlam tezahürat yapmıştı. Sonra çocuğun şortunu ikimiz birlikte indirdik. Can “Çılgın Türk kızlarına bir alkış” diye anons edinc herkes tekrar alkışlamıştı. Müzik başladı. Bir iki saniyede hemen Durdurdu Can müziği. Ayakta kalan çocuk kızlardan birini seçti. Diğer çocuğa alkışlar arasında prens tacı giydirdiler. “vee… prens uyuyan prensesi öperek uyandırır” diye anons geçince Can, ilk oyunda prenses taıcını takan kız boylu boyunca uzandı masanın üzerine. İngiliz çocuklardan biri kızın göbek deliğinin üzerine bir şot tekila koydu. Limon’u da kızın dudağına. Prens olan çocuk alkışlarla geldi, kızın göbek deliğindeki bardağı dudaklarıyla alıp dikti. Sonra da kızın dudaklarından limonu yedi. Alkış kıyamet kopmuştu.

Köpük partisi diye anons edince bir anda köpük başladı akmaya üzerimize. Müzik de erotik bir hal almıştı. Köpüğün içinde herkes birbirine sarıla sarıla, okşaya okşaya, vücutlarını sürte sürte dans ettik iki üç şarkı. Erkeklerin tamamının aleti kalkmıştı. Can’ın önünü boş görünce ona yöneldim, kendime çevirip kalçalarımı aletine yasladım. Can belimi kavrayıp iyice kendine çekti beni. Eliyle de hafifçe belimi okşadı. “Çok sağlam vücudun var” diye mırıldandı kulağama. “Senin de” diye yanıtladım. “Aletin içimi kıpır kıpır ediyor” diye ekleyince güldü. “Siz bayağı çılgın çıktınız.” diye ekledi elini yavaşça belimden aşağıya indirirken. “Tahmin edebileceğinden bile fazla” diye yanıtlayıp elimle aletini sıktım. O sırada ingiliz kızlardan biri önüme geldi bacak arama bacağını sokarak biraz dans ettik. Can’a birşeyler söyledi. “Kızları öpebildiğine sevinmiş” dedi Can. Güldüm ve kızın yanaklarını avuçlarımın arasına alıp dudaklarından ateşli bir şekilde öptüm. Ellerimle kalçalarını sıkıp bırakınca kız gülümsedi. “Wooww.. harika” dedi. Sonra beni Can’dan çekip pistin ortasına götürdü. Birbirimizin vücutlarını okşayarak kıvrılırken ikimizin de arkasına birer ingiliz çocuk geldi. Arkamdaki ellerini vücuduma dokundurunca içim ürperdi. Belimde, bacaklarımda ellerini gezdiriyor, kalkmış aletini kalçalarımın arasına yerleştirip kıvrılıyordu bedenlerimizi. KIzla tekrar öpüştük oğlanlara aldırmadan. Buket’e baktığımda Erhan’ın kucağında gördüm onu. Kalkmış aleti kalçalarının arkasından bile belli oluyordu. onun aleti de en az Can’ınki kadar büyüktü. Can’ın yanında ise iki tane ingiliz kız vardı. Köpük akışı arada duruyor, devam ediyordu. Sonra birden ılık su akmaya başladı. Üzerimizdeki köpüklerin hepsi gitmişti. “Tekila içmeye var mısınız!” diye anons ettiğinde herkesten bir alkış tufanı koptu. “Ama benim kuralımla” diye güldü. “erkekler, tekila bardaklarını şortunuzun önüne sıkıştırın” deyince anlamıştık. “Limonlar da dişlere” dedi. Erkekler onları yaparken bir kavanoza herkesin ismini yazdı. Kızlara tek tek isim çektirdi. Buket’e bir inglizi çocuk çıktı. Can beni sona bırakmıştı ki bana ana kağıt kalmamıştı. “Selin benden içecek” diyince herkes alkışladı. Kızlar da bana güldü. Kendi şortuna da bir tekila sıkıştırdı. Limonlar ağıza diyince erkeklerin hepsi ağızlarına limonu koydu. “Hadi kızlar, tekilalarınız sizi bekliyor” diyince herkes kendine çıkan erkeğin bokserinin lastiğine sıkışmış tekila bardağını dişleriyle alıp tepesine dikti. Tabi çocukların kalkmış aletleri de çenelerine vurmuştu. Can’ın önündendeki tekilayı almak için diz çökünce aleti çenemin altına kadar uzanıyordu. Dişimle önce aletine küçük bir ısıkır attım. Sonra da tekila bardağına uzandımm. Dişimle alıp tepeme diktim. Sonra da Can’ın dudaklarına uzanıp limonu aldım onun dudaklarıyla beraber. Ağzımdaki tekilayı birlikte içmiş, limonu birlikte yemiştik resmen. Diğer herkes de benzer şeyrel yapmış olmalı ki gülüşmeler arasında yenice bitmişti öpüşmeler.

Şimdi aynı şeyi erkekler yapacaktık diye düşünürken Can rasgele hepimizi bir kız bir erkek dizdi bir daire şeklinde. Kızlar, tekila bardaklarını poponuzla sıkı tutun diye seslendi. Ben önündeydim. Popomun arasına tekila bardağını yerleştirdi. “Sakın düşürme” diye güldü. Ve… limonlar arkanızdaki kızın göğüsünün arasına” diye seslenince ayakta domalmış gibi kalmıştık bütün kızlar. Oğlanlar manzara karşısında alkış koparmışlardı. Ve içme zamanı diyince Can yüzünü kalçalarımın arasına gömdü ve tekila bardağını alıp tepesine dikti. Doğrulduğum anda öndeki ingiliz çocuğun kafasını göğüslerimin arasındaki limonu almak için göğüslerimde buldum. Yalaya yalaya almıştı limonu göğüslerimden. Tekila içmenin bu kadar keyifli ve seksi bir yolu olduğunu bilmiyordum doğrusu.

Sonra müziğe devam etti Can… Bu kez arkadaki ekranda daha sıcak görüntüler vardı. Çıplak kadınlar, onların vücutlarını okşayan erkekler… Yavaş yavaş soyunan kadınlar… İnleme sesleri, sik beni, sok bana, yala beni gibi ingilizce sözlü müzikler. Ritm hızlı olunca zıplıyorduk. Kızların göğüsleri ve boxerin altındaki erkeklik aletleri erkeklerin de aynı ritmle bir yukarı bir aşağı oynayıp duruyordu. Arada kızlardan birinin göğüslerine çocuklardan biri başını uzatıyor, sütyeni aşağı indirip tekrar yukarı çıkarıyordu. Erhan başını kızlardan birinin göğüslerine yapıştırınca kız sütyeninin kopçasını çözüp kenara fırlattı. Tuvalete gitmek istedim. Kamaraların olduğu bölümdeki tuvalete gittim. Geçerken kamaraların birinde ingiliz kızlardan biriyle ingiliz çocuğun biri çoktan sevişmeye başlamışlardı. Kapı ardına kadar açıktı. İkisi de beni görmüş ama aldırış etmemişlerdi. Tuvalete girdim. Çişimi yapmaya başladım.
Ve tekila zamanı diye seslendi Can. “Tekila içmek isteyen var mı?” diye seslenince herkes çığılı bastı. “Ama benim kuralımla” diyince güldü herkes. “Şimdi… Kızlar birer limon alsın” dedi. Hepimiz masadaki tabakktan birer limon aldık. Ve onu poponuzun arasına koyun” diyince hepimiz gülmüştük. “Hadi..Tekile içmek istemiyor musunuz? diye sorunca popomuzun yanakları arasına yerleştirdik limonları. Ve şimdi göğüslerinize birer tekila diye seslendi. Erhan tekila bardaklarını dağıttı. Kapı açılınca Can’ı gördüm karşımda. “pardon” dedi. “Sorun değil, bitti zaten” dedim. KApıyı geri çekti ben de temizlenip çıktım. Koridorda dudaklarımız birleşti aniden. “Tuvaletimi yapana kadar bekle” diye mırıldanıp girdi. Biraz sonra dışarı çıktı. Çıkar çıkmaz tekrar öpüşmeye başladık. Bir kapı ötede sevişen ingilizlerin inlemeleri iyice artmıştı. Diğer kamaralardan birinin kapısını yokladı ama kilitliydi. Onu ingilizlerin olduğu kamaraya çektim. Oğlan kızı kucağına almış, göğüsleri ağzında, elleri kalçalarında aşağıdan çalışıyordu. Bizi fark edince güldüler. Kız kalkıp yüzü bize dönük oturdu bu kez oğlanın aletinin üzerine. Can ile öpüşmeye devam ettik. Sütyenimin kopçasını çözüp ondan kurtarınca beni direk göğüslerime yapıştı Can. Uçlarını emip yalıyor, ısırıyordu. Başkalarının önünde ilk defa böyle birşey yapıyordum. öte yandan heyecanlıydı. İngiliz çocuk kucağındaki kızı dört ayak pozisyonuna getirdi. Kızın başı şimdi tam bizim önümüzdeydi. Elini uzatıp omzuma koydu ve hafifçe okşadı kız. Can göğüslerimle oyalanırken kıza başımı uzattım ve öpüşmeye başladık. Hoşuma gitmişti. Can yavaş yavaş aşağıya kaymış, kilodumu da sıyırıp atmıştı. Yatağın üzerine çıkardı beni. Kalçalarımı okşarken ben önümdeki kızla öpüşmeye devam ediyordum. Kız bu kez dudaklarımı bırakıp göğüslerime yöneldi. Can arkama geçmiş, kalçalarımı ayırıp kadınlığımı yalamaya başlamıştı. Çok zevk alıyordum. Gözlerim kısık anın keyfini çıkarırken bir çift el daha hissettim. Buket’ti. “ooo.. .burası yanıyor” diye yaklaştı. Can onu görünce kalkıp kendine çekti ve dudaklarına yapıştı. Sonra tekrar bana yöneldi ve kalçalarımdan aşağıya yalayarak indi ve kadınlığıma ulaştı. Buket ve ben öpüşürken, ingiliz kız bu kez Buket’i kendine çekti ve onun göğüslerine yamuldu. Çocuk gördüğü manzaranın da etkisiyle hırıltılarla boşalmaya başladı. Kız da küçük bir titreme krizi geçirip benden ve Buket’ten uzaklaştı ve oğlanın yanına yatağa devrildi. Çocuğuk aletindeki prezervatifi çıkardı ve yataktan kalktı. Kız bacakları açık şekilde yatıyordu. Buket kızın kadınlığına uzandı. Kalçaları bana dönmüştü. O ingiliz kızın kadınılğını yalarken ben de Buket’in kadınığına daldırmıştım dilimi. Can ise aşağıda beni yalıyordu. “Can” diye seslenen Erhan’ın sesi geldi. İçerideki durumu görünce “ooo… en güzelleri toplamışsın kendine” diye güldü. “Hadi dışarı gelin, yoksa herkes buraya dolacak” diye seslenince “Sen neden buraya gelmiyorsun” diye doğrulup elini Erhan’a uzattı Buket. Erhan yatağın üzerine çıkınca ikisi öpüşmeye başladı. Küçücük kamarada 5 kişi olmuştuk ve gerçekten üst üsteydik. Bundan da kimse şikayetçi değildi. Koca memeli ingiliz kız Erhan’ın arkasında belirince güverteye çıkmanın gerçekten daha iyi olacağı kesindi. “Hadi güverteye” diye kalktı Can kalçama bir tokat patlatıp. Elimden tutup kamaradan çıktık ve diğerleri de bizi takip etti. Herkes kendi havasına bürünmüştü birden. Ama Buket ve ben ortaya çıkınca ingiliz çocuklar ve kızların gözü bize yöneldi. “Hadi gel buraya” diye çekti beni Can ve masaya dayandı. önünde diz çöktüm. Kalkmış aletini avuçladım. Parmaklarım zor birleşmişti. Seninki kadar iriydi ve başı da kalındı. Ağzıma yarısını dahi alamıyordum. O arada ingiliz çocuklardan biri bize yöneldi. “Eğer istemezsen geri gönderirim” dediğinde ben çoktan elimi çocuğun aletine uzatmıştım. “çılgın kız..” diye güldü Can. Oğlan da gülümsemişti. Onun da aleti oldukça uzundu. Sünnetsiz olunca sıvazlamak kolay oluyordu. O arada diğer tarafıma Erhan belirdi. “Siz ikiniz,.. muhteşemsiniz” diye gülerek. Bir anda üç olmuşlardı. Bir elimi de onun aletine uzattım. Ağzımda Can, sağ elimde ingiliz, sol elimde Erhan. “Bu kızın potansiyeline bayılıyorum” diye güldü Can. Ağzımdan Can’ı çıkarıp ingilize uzandım. Uzun aletini ağzıma alıp somurmaya başladım. Bu arada ingiliz kızlardan biri de benim arkama gelmişti. Kalçalarımı okşadı hafifçe ve sonra da göğüslerime uzandı. Muhtemelen öpüştüğüm kızdı. Erhan yandan kıza uzatınca aletini kız bir hamlede neredeyse yuttu Erhan’ı. Buket ingilizin birini sikinden çekiştire çekiştire bizim yanımıza getirmişti. Yan tarafıma geçti ve oğlanı ağzına almaya devam etti. Bir anda 6 kız sırt sırta bir daire oluşturmuştuk. Erkekler de etrafımızda dönüp ağızlarımıza sokup çıkarmaya başlamışlardı. Bir yandan gülüyorduk, bir yandan da oğlanları patlatmaya uğraşıyorduk. Kimsenin patladığı da yoktu işin içinde eğlence olunca. Buket önündeki ingilizin aletine öyle bir yapıştı ki birden. Hızlıca sıvazlamaya başladı. Çocuk da gaza gelip Buket’in saçlarını tuttu ve başını daha fazla bastırmaya başladı. onların hızı herkesin ilgisini çekmişti. Hadi hadi diye tezahürat yapmaya başladık Buket’e. Buket bütün hünerini gösteriyor, çocuğun aleti ağzının içindeyken başını yalıyor, bir yandan da hızlıca sıvazlıyordu ki çocuk aletini birden çekip ilk saltoyu Buket’in göğüslerine patlattı. Buket ikinciyi kaçırmadan yakaladı çocuğun aletini ve ağzına alıp somurdu resmen. Çocuk aletini Buket’in ağzından nasıl kurtardı, kendini yere nasıl attı bilmiyorum. Herkes alkışlamıştı Buket’i. Yanındaki ingiliz kız Buket’e uzanıp önce dudaklarındaki spermleri yaladı. Sonra öpüştüler. Diliyle göğüslerine inip oraya damlayları da temizledi güzelce ve tekrar öpüştüler. O arada kızın karşısındaki çocuk aletini ikisinin dudaklarının arasına uzattı. İkisi birden oğlanın aletine saldırdılar. Yanlarından senkronize bir şeklide dudaklarının arasında kaydırıyor, başına gelince öpüşüyorlardı. Arada bir ingiliz kız ağzına alıp somuruyor, Buket yalamaya devam ediyor, bir Buket aynısını yapıyordu. Çocuk ikisinin başını da tuttu. Anlaşılan boşalmaya yakındı. Dudaklarının arasında kaydırırken diğer taraftaki kız katıldı birden olaya ve iki kızın dudağının arasından uzayan başını yakalayıp somurmaya başladı. Buket ve ilk kız dudaklarıyla sıvazlarken ingiliz kız başını ağzında tutup somurmaya devam ediyordu ki oğlan böğüre böğüre boşaldı ingilizin ağzına. Üç kız öpüştüler ve ağızlarındaki spermleri paylaşıp yuttular. Sıra üçüncü oğlandaydı. Oğlan önce kızlara içecek birşeyler uzattı. Kızlar içip ağızlarını temizlediler ve sonra ilk ingiliz kız yapıştı oğlanın aletine. Orta boylu aletini bir seferde boğazına kadar sokup çıkarmıştı. Diğer kız taşaklarından birine, Buket de diğerine yapışmıştı. Bu arada Erhan’ın önündeki ve onun yanındaki kız ingiliz çocuğu diğerinin yanına çektiler. Şimdi 2 erkek, 4 kız.. Hangisi yalıyor, hangisi emiyor, hangisi boğazına sokuyor belli değildi. Oğlanlardan biri sona gelmişti ve aletini sıvazlayarak kızların yüzüne boşalmaya başladı. İngiliz kızlardan biri çocuğun aletini ağzına alıp somururken, kızlar birbirlerinin yüzüne gelen spermleri yaladılar. Sonra öpüştüler. Diğer çocuk da manzara daha fazla dayanamadı ve Buket’in başını kendine çekip aletini onun ağzına yerleştirdi. Buket somura somura boşalttı çocuğu ilk çocuğa yaptığı gibi. Geriye Erhan ve Can kalmıştı. Bütün kızlar ikisine yöneldik. Diğer dört erkek arkada aletleriyle oynayıp bizi seyrediyorlardı. Can’ın elinden tuttum ve masaya yatmasını sağladım. Ben öyle yapınca Erhan da onun yanına uzandı. İngiliz kızlarla sırayla başladık ikisini yalamaya. Kızlar bizden daha meraklıydı ikisinin de aletine. Bize nerdeyse fırsat kalmıyordu. Can’ın dev aletini iki kız birer elimizle tutuyorduk, başı dışarda kalıyor, üçüncü kız gelip başını somuruyordu. Can artık iyice çıldırmıştı. Keza Erhan’ın da durumu içler acısıydı. Önce Erhan başladı boşalmaya… Can’ın da yaklaştığını anlayınca kaptığım gibi yerleştirdim ağzıma. Somurmaya başladım. İngiliz kızlar aşağıda sıvazlıyordu ve yalıyorlardı ki Can patlamaya başladı. Ama ne patlama. Ağzımın içini spermle doldurmuştu resmen. Kızlardan biri yüzümü yakalayıp çekti kendine ve ağzımdaki spermleri emdi. Sonra yanındakine döndü ve onunla öpüşüp ona verdi. Erhan’ı patlatanlar da aynı şeyleri yapıyordu ki artık Erhan ve Can’ın spermleri altı kızın ağzında birbirine karışmıştı. Erkeklerin hepsi boşalmıştı. Kız kıza öpüşüp sevişmeye devam ediyorduk. İngliz kızlar Buket ve beni masaya yatırdılar. Her yanımızda dilleri elleri geziyordu. O arada erkekler de onlara katılmıştı. 6 erkek ve 4 kızın arasında kalmıştı. Kim neremizi yalıyor, neremizi emiyor bilmiyorduk. Uçuruyorlardı bizi resmen. Kadınlığımda bir erkeklik hissettim. Sadece kilitorisime değmesi bile hızlı bir orgazm yaşamama sebep olmuştu. O esnada ingiliz yarağı amımda kaymaya başlamıştı. Çocuk beni yavaş yavaş yanlamasına çevirdi. O arada ingiliz kızlardan biri de üstüme çıkmıştı. Kadınlığını ağzıma dayadığında kendisi de benim kadınlığıma saldırmıştı. İngiliz çocuklardan biri de aletini ağzıma getirmişti hemen. Yalamaya başladım. Birkaç kez ağzıma sokup çıkardı, sonra da tam başımın üzerindeki ingiliz kızın kadınlığına yerleştirdi. Ben onun taşaklarını yalıyor, kızın kilitorisine dil darbeleri atıyordum, o da kızın kadınlığında gidip geliyordu. Buket’i ise yanımda domaltmışlardı. İki ingiliz de onunla ilgileniyordu. Biri ağzını becerirken, diğeri de kadınlığını deliyordu. Buket’i iyi almışlardı araya. Sesi dahi çıkmıyordu ağzı dolu olduğu için. Bir ara ağzındaki aleti çıkarıp sıvazlarken “ohhh.. götümü de parmaklıyor” diye mırıldandı Buket. Anlaşılan arkadaki Buket’in arka deliğinin de açık olduğunu keşfetmişti. Odandan çıkmadan ikimiz de güzelce temizlemiştik içlerimizi. Üstümdeki ingiliz kızı çocuk yana devirdi. Ayaklı başlı dururken beni siken aletini çıkarıp kızın ağzına soktu. Kız yaladı ve tekrar benim amıma geçirdi. Onu siken de aynısını bana yaptı. Can ve Erhan, önlerinde ikişer kız bizi izlerken onların ağızlarını sikiyorlardı. İngiliz çocuklar Buket’i ve beni sikerken sürekli orospular, amlarını sikelim, ağızlarını sikelim diye sayıklıyorlardı. Amımdaki oğlan yarağını çıkarıp yanımdaki kızın ağzına soktu. Bu arada Buket’in ağzını siken çocuk çıkıp benim amıma girince kendi aralarında gülüştüler. İngliz kızın ağzından çıkıp Buket’in ağzına soktu bu kez benim ağzımdaki. Diğer taraftakiler de aynısını yapmışlardı. 3 am, 3 ağız, 4 ingiliz yarağı, evire çevire sikiyordu. Göğüslerimin kızardığını hissediyordum. O arada Buket’i siken çocuk diğerine birşey söyleyince inglizin amındaki çocuk çıkıp Buket’in ağzına yerleştirdi aletini. Sonra öndeki koltuk altlarından, arkadaki kasıklarından havaya kaldırdılar Buket’i ve masanın dışına çıkarıp resmen havada sikmeye başladılar. Cenk ve Erhan pozisyona alkış tutunca İngliz çocuklar yeah. falan diye bağırmaya başladılar. Benim amımı siken içimden çıkıp yanımdaki kızın ağzına soktu yarağını. Bu kez onu tam ters pozisyonda masanın dışına çıkarıp havada sikiyorlardı. Buket ile ingiliz kızın havada pestilini çıkarmışlardı. Ben ise boşa düşmüştüm. Zevkle kendi kendimi okşarken Buket’i sikenler onu getirip benim üzerime bıraktılar. Şimdi Buket ile amlarımız birbirine değiyor, göğüslerimiz birbirini eziyordu. Öpüşmeye başladık Buket ile. Amımızı ağzımızı dağıttılar” diye inledi Buket ki ohhh diye devam etti. Soktu tek seferde amıma diye inledi. Sağdan soldan birer tane yarak belirdi. Bir tanesini ağzımıza aldık. o arada Buket’i siken ingiliz çıkarıp bana yerleştirdi yarağını. Adam resmen altlı üstlü am sikiyordu keyfine göre. Sonra o çıktı. Aralık vermeden başka bir yarrak girdi amıma. Çığlık çığlığaydık ikimiz de ama ağzımız dolu olduğu için sesimiz çıkmıyordu. Buketi yine üstümden aldılar ve kenara koydular aynı pozisyonda. Bu kez iki ingiliz çocuk yalamaya başladı amını ve götünü. Ağzı boş kalınca “ohhh.. .götümü de sikecek bu piçler” diye inliyordu ki amımda bir çift dudak hissettim. Yanımdaki kızı kaldırmıştı ingiliz çocuğun biri ve başı amıma gelecek şekilde önümde eğip arkadan girmişti. Dirseklerimin üzerine doğruldum. Hemen yanımda Buket vardı. Dudaklarımız birleşince arasına hemen bir ingiliz yarağı girdi. Daha Erhan ve Cenk’in koca yarakları vardı yiyeceğimiz ama pestilimizi çıkarmışlardı bu dört hergele. Amımı yalayan kız bacaklarımı iyice iki yana ayırmama yardımcı oldu. Dili arada götümün deliğine de kayıyordu ki bir süre sonra tek işi orayı yalamak oldu. Bir parmağı da kaymakta gecikmedi götüme. Amımı yalamaya devam ederken bir parmağı ile götüme girip çıkıyordu kız. Buket’i de iki ingiliz amdan götten parmaklarıyla sikiyorlardı. Bu arada Can’ın kucağına bir o kız oturup kalkıyor, bir öbürü oturup kalkıyordu. Buket’i siken ingilizler Can’a dönüp “Bu Türk piliç hazırladık sana” diye güldüler. “Getirin o zaman” diye güldü Can. Buketi havada sike sike can’a götürdüler. Ayakları yere değdi Buket’in sonuda ama oğlanlar göğüslerine yapışırken ingiliz kızlar da amına ve götüne dalmışlardı Buket’in. Can ise koca aletini sıvazlayordu. Buket’in kollarını omuzlarına attı inglizler. Sonra da dizlerinin latından yakalayıp havaya kaldırdılar. Buket bir biriyle öpüşüyor, bir diğeriyle öpüşüyordu. İngiliz kızlardan biri Buket’in amını yalarken, diğeri Can’ın aletini dimdik tuttu sapından. Herkes bir anda durup Buket’in Can’a oturmasını seyretti. Buket’i Can’ın yarrağının üzerinde salıncak gibi sallıyorlar, kadınlığının dudaklarını Can’ın başına sürtüp geri çekiyorlardı. Buket resmen çıldırmıştı. “Hadi Can sik amımı” diye inledi. Oğlanlar güldü. Ve Buket’i Can’ın yarrağının üzerine bırakmaya başladılar. “ohhh. çok büyük.. çok büyükkk…” diye çırpınıyordu Buket. Yarısını almıştı. İngiliz oğlanlar Buket’in göğsünü emiyor, ingiliz kızlardan biri de Can amına girerken Buket’in kilitorisini yalıyorlardı. Bu seromoni iyi olmuştu, çünkü herkes sikişmeyi bırakıp onları seyretmeye başlamıştı. Buket artık tamamını almıştı Can’ın yarrağının. İngiliz çocular onu kaldırıp indirerek Can’a amını siktirmeye devam ettiler. “GÖtüne de ister misin bu yarrrağı” diye seslendi Can… “Tost yapalım mı seni bu ingilizlerle, amında, götünde ve ağzında bolca yarrak ister misin? Hazır kucağımdayken yap istersen çünkü 4 ingiliz orospusu her yerlerinin doldurulmasını bekliyor” diye devam etti. Buket Can’a kısık gözlerle baktı “Hadi… dağıtın beni” diye inledi. Can “hadi onu tost yapalım” diye güldü yüksek sesle. Buket’i kaldırdılar ve yere bıraktılar. İki ingiliz kız atladı resmen Buket’in üzerine. Her yerini yalayıp okşuyorlardı. İngiliz çocuklardan biri oturacak diye bekliyordum ki Erhan kıpırdanıp yanaştı. Buket’i kendine çekti ve kucağına aldı. “İkiniz birden… çok irisiniz” diye mırıldandı Buket. Erhan çoktan aletini Buket’in amına geçirmişti. Biraz oyalandı. O arada Can Buket’in göt deliğini ve kendi aletini yağladı iyice. Sonra başını bastırmaya başladı. Buket çığlıklar içinde kalmıştı. Hepimiz başlarına toplandık. Ellerimize birer ingiliz yarağı gelmesi gecikmedi. Bir yandan seyrediyor, bir yandan elimizdeki aletleri sıvazlıyorduk.

Can yavaş yavaş bastırınca Buket çığlık çığlığa kalıyordu. Biraz duruyor, sonra yine bastırıyordu. Erhan ve Can’ın koca yarakları arasında tost olmuştu resmen. Can sonunda tamamını sokabilmişti. Buket inliyor, bağırıyordu. İki tane ingiliz koltuğun üzerine çıktılar ve aletlerini Buket’e uzattılar. Buket’in artık tüm delikleri dolmuştu. Ağzındakileri arada çıkarıyor, eliyle sıvazlıyordu ki “ohhh..” diye derin bir inleme Geldi Buket’ten. Can ve Erhan durdular. Çünkü resmen bir anda pelte gibi yığılmıştı Buket. Can aletini geri çekerken buket inleyemiyordu bile. Resmen dağıtmışlardı kızı… Ki sıra bana da gelecekti. Can çıkınca ingilizler de geri çekildiler. Erhan üstünde kalan Buket’i yavaşça yana devirdi ve içinden çıktı. Kızlar Can’ın ve Erhan’ın aletini somurup temizlerlerken ingiliz kızlardan biri gidip Can’ı diğer taraftaki sandalyelerden birine oturttu ve sırtı dönük kucağına çıktı. Öbür kız direk ingiliz kızın amına saldırdı. Can elini yağladı, aletini yağladı. Kız götünden almaya başladı Can’ı. Alışkındı anlaşılan ki zevkle zorlanmadan almıştı. Kızı iyice kendine yasladı Can. Amı kabak gibi ortaya çıkmıştı. İngiliz çocuklardan biri yanaştı hemen. Yerleşirdi amına kızın… Biraz gidip geldiler ama tempo tutturamamışlardı. Erhan’a seslendi Can. Erhan geçti bu kez kızın amına koydu yarağını. Sokup çıkarmaya başladı. İki ingiliz yine bunun başına çıkıp aletlerini ağzına soktular. Kızın her deliği dolmuştu. bu arada boşta kalan ingiliz çocuklardan biri arkamdaydı. Bir sandalye çekti. Sorgusuz sualsiz beni kucağına oturttu. Porno seyrederken beni sikecekti. Ben de acayip azmıştım. Çocuğun aletini yakaladığım gibi amıma yerleştirdim. Oğlan bir taraftan da götümü parmaklamaya başlamıştı. Bir parmağını götüme sokmuştu çok geçmeden. Sonra beni hafifçe öne itip aletini çıkardı amımdan ve götüme yasladı. İnledim.. İtiraz edecek durumda değildim. Keza ön alıştırma iyi olurdu. Erhan ve can’ın arasındaki ingiliz kız da bitme noktasına gelmişti ki çığlık çığla saçlarını sallamaya başldı yeter dercesine. Ağzını tekrar doldurdular ama itti inglizi çocukları. Can ve Erhan’da durup çıktılar kızın içinden. Kız ayakta resmen tir tir titriyordu. Yere bıraktı kendini yüzünde pembeliklerle. Arada iki ingiliz çocuk yere sırt üstü uzandı. Taşakları birbirine değiyordu resmen İngiliz kızlardan biri gitti ve oturdu çocuklardan birinin aletinin üzerine. Biraz gidip geldi. Sonra arkaya doğru yaslandı. Diğer ingiliz yarağını yağlayıp kızın götüne sokmaya başladı. İkisini de almıştı. Tuvalete oturur gibi oturup kalkarken bu kez Can ve Erhan kızın ağzına yerleştirmişleri yaraklarını. Onu baya bir sikti ingilizler. bu arada can ve Erhan diğer ingiliz kızı yakalayıp domaltmışlardı. Bir amına sokuyorlar, bir götüne sokuyorlar, sonra dönüp ağzına veriyorlardı. yerdeki ingiliz kızı da çocukların kucağından aldılar. öbürünün üstüne terst yatırdılar. Kule yapmışlardı resmen. Sonra Can başladı alttakinin amını sikti bir süre, sonra götüne soktu. Ordan diğerinin götüne girip sonra da amına yerleştirdi aletini. Onu ingiliz çouklardan biri takip etti. 4 erkek, iki kızı evire çevire siktiler üst üste. Bu arada inglizi oğlanlardan biri üstteki kızın götüne patladı.

Götümü siken ingiliz çocuk ile yavaş yavaş takılıyorduk ki Can bana yöneldi. Bacaklarımı kaldırdı ve çocuğa iyice yasladı beni. “Amını siktim mi ben senin bu gün hiç diye dudaklarıma yapıştı önce. Sonra oğlan hareket etmeyi kesti ve Can amıma girdi yavaş yavaş. Yararak ilerliyordu resmen. Biraz sonra tamamını sokmuştu. Göğüslerimi sıkıp ovuşturmayı ihmal etmiyordu. “Boynuma sarıl” dedi. Doğrulup onun boynuna sarıldım. “Bacakarını kollarımın üzerine at” diyince yaptım. Dizlerimin tam altından kırılmış bacaklarımı da yüklendi Can. Yavaş yavaş kaldırmaya başladı. İngiliz çocuk da aletini hiç çıkarmadan aynı şekilde kalkmaya başladı. Amımda ve götümde birer yarakla havada asılı duruyordum. Sonra ingiliz götümden çıktı. Tekrar sokarken can çıkarmaya başladı. O arada diğer ingiliz çocuklardan biri geldi. Araya elini uzatıp göğüslerimi yoğurdu biraz. Sonra kıçımdaki çıktı yavaşça. Bu kez öbürü girdi kıçıma. Tempoyu yine yakalamışlardı. Biri giriyor, öbürü çıkıyordu. O arada Can ingiliz çocuklardan birini çağırdı. O gelince nasıl becerdiğini hala anlamadığım bir şekilde ama hızlıca beni onun kucağına ve yarağına oturttu bir anda. Sonra da kendisi arkaya geçti. İnglizi çocuk ona yer verdi. Götüme girmeye başladı. Deli gibi olmuştum. Can götümde ilerledikçe çıldırıyordum. bu arada amımdaki çocuk böğürerek boşalmaya başladı aletini çıkarıp sıvazlayarak amımım üzerine. Cenk beni diğer sikilen kızın yanına götürdü. Ayakta kıza amımı ve çocuğun döllerini yalatırken arkamdan girip çıkmaya devam ediyordu. Kız temizleyince Erhan geldi ve önden o geçirmeye başladı. Buket’in ne hissetitğini şimdi anlayabiliyordum. Bunun ikisi iyi sikiyorlardı. Bir ara onların sabit durduğunu ve benim aletlerinin üzerine inip kalktığımı hissettim resmen. Erhan “amında patlayayım mı, ister misin?” diye sordu. “Can da götünde patlasın, bir ingiliz de ağzında… Bütün deliklerin döl olsun mu?” diye mırıldandı. Ne yaptığımı biliyormuydum ki yada hayır desem olmayacakmıydı bilmiyorum ama “Hadi” diye inlediğimi hatırlıyorum. Yavaşça yere çömeldiler. İngiliz çocuklardan birini çağırdılar ve çocuk aletini lap diye ağzıma yerleştirdi. Birinin yarağı amıma giriyor, o arada götümdeki çıkıyor, ve onlardan bağımsız ağzım sikiliyordu. “Hadi can uçuralım bu orospuyu” diye inledi Erhan “Tamam kanka.. az kaldı pompala…” diye yanıtladı. “10 saniye” dedi Erhan. Can birden hızlandı götümde girip çıkmaya “Yakalarım” derken küt küt vuruyordu götüme. Erhan amıma yavaşça vuruyordu ki “hadi kankaaa” diye bastı yaygarayı Erhan… İkisisi de aygır gibi boşalmaya başladılar amıma ve götüme ki ağzımdakinin de tuzlu tadını hissetmiştim. Üçü de havyanlar gibi gülüyorlardı. Son hatırladığım buydu.

Hayal meyal duyuyordum “ulan ne siktik be.. yalnız bu Buket ve selin varya… çok sağlam kızlarmış,” diyordu Can. “Ulan Erhan, yine dört ayağımızın üstüne düştük. Gulet’i ayarlayamasaydık bu gece zor sikerdik bunları” diye ekledi. “Kanka valla zor oldu ama iyi oldu… Tabi nasıl olduğunu biliyorsun” diye güldü. “Heye lan. daha o var değil mi… Bari Buket’i ve Selin’i kamaraya indirelim” dedi. “Doğru söylüyorsun. Kızlar perte döndü baksana zaten” diye gülüyorlardı. Sonra Can’ın beni kucakladığını ve kamaraya yatırdığını hatırlıyorum. Buket’i de getirmişlerdi yanıma.

Biraz dinlendik öylece Buket ile. Sonra dışarıdan sesler gelmeye başladı. “Abi kamaradaki kızlar bizim, onlara dokunmak yok ona göre.” dedi can. “Tamam Can, ayıpsın.” dedi karşısındaki ses. Erhan geldi o sırada. “Misafirlerimiz var ama kamaradan çıkmayın siz” dedi. elinde içecek birşeyler vardı. “Niye ki?” diye sordum. “Uzun hikaye, gerçi çıksanız da size dokunmazlar” dedi. “Gulet’i ayarlamanın bedeli diyelim. Bol içki ve bu gulet gezisi, ingiliz kızara yeni yaraklara maloldu” diye güldü Erhan. Anlaşılan bunlar kızları birilerine daha siktireceklerdi. Bizi ayrı tutmuşlardı. Dışarıdan gülme sesleri falan geliyordu. Hiç de garip bir durum yokmuş gibiydi. “Hadi gidelim” diye seslendim Buket’e. “Valla sen git, ben dağıldım baksana” diye gösterdi kadınlığını. Kıpkırmızı olmuştu resmen. Güverteye çıkınca Can geldi hemen yanıma “Niye çıktın?” dedi. “Merak ettim” diye güldüm. Karşımda 4 tane göbekli, orta yaşlı amca vardı resmen. İngiliz çocuklar kenarda oturmuş bunların kızlarla fingirdeşmesini seyrediyorlardı. Kızlar dizlerinin üzerine çökmüş iştahla adamların yaraklarını yalıyorlardı. Hepsi birer taneye saldırmışlardı. Adamlardan biri beni görünce “Ooo.. Can, malın iyisini kendine ayırmışsın” diye güldü adam. “Teşekkür ederim” deyince ben “Türk müsün?” dedi gülerek. “Türk kızları böyle işlere girer mi yahu?” diye güldü. “alasına bile girer” diyince “ooo… sen tamamsın bu yaşına rağmen. Kaç, 20 mi?” diye sordu. “19” deyince “az daha büyü, öyle bir daha karşılaşalım” diye yanıtladı. sonra ingiliz kızın ağzını sikmeye devam etti.

“Hadi adana işi” diye seslendi biri… Hepsi güldü. “Erhan viski var mı oğlum?” diye sordu. “Var abi” diye yanıtladı Erhan. “4 bardak ver bakayım bize” dedi gülerek. Erhan viskileri koydu bardaklara. “Birer de sigara” dedi. Hepsine sigara uzatıp yaktı. “Kızlara söyle domalsınlar küpeşteye bakayım” dedi. Erhan kızlara ne yapmaları gerektiğini söyledi. Kızlar domaldı gülerek. Adamlar viski bardaklarını kızların belinin üstüne koydular. Sonra aletlerini amlarına dayadılar ama sokmadılar. Kadehleri kaldırıp “adana işine” diyerek birer yudum aldılar. “Üç iki bir” diye aynı anda kızların amına gömdüler yarraklarını. Güldüler sonra neşeyle. Biraz siktikten sonra “Hadi bir daha” dedi birisi. Yine aynı şeyi yaptılar.

“biraz da şu çocuklar siksin, ağızlarında patlayayım bunların” dedi adamın biri. “Olur lan, bu sefer de öyle yapalım” dediler. Kızları çektiler. koltuğa oturdular yanyana. İngiliz çocuklara seslendiler. Aletleri zaten kalkıktı. Hazırda bekliyordu dördü de. “Hadi sikin bunları” diye gösterdiler kızları. Oğlanlar elleriyle yokladı, ıslatıp aletlerini aynı onlar gibi yapınca bunlar kahkahaya boğuldular. “Adana işi” diye güldüler. Bu arada kızlar bunların yaraklarını emmeye devam ediyordu. Ortadaki patladı ilk önce kızın ağzına. “orospuu… nasıl emdi yuttu” diye boşladı resmen adam. Sonra en baştaki patladı. Bizden tarafta olan adam baya bir dayandı ama kızın başını hızlıca indirip kaldırmaya başlayınca patlaması uzun sürmedi. En son kalan bayağı uzun dayandı. “Oğlum hadi sabah oldu, patla da gidelim” diye takılıyorlardı diğerleri. Kızlar da durumu anlamışlardı. Birisi viski ile yıkadı ağzını ve adama yönelince iki kız birden yalamaya başladılar. Diğerleri güldü. “Amın oğlu, gelmeyince ikisi birden yalıyor, patlatamazlarsa sende iş yok oğlum” diye takılıyorlardı ki amca bir boşalmaya başladı. Sular seller gibi kızların yüzleri, göğüsleri her tarafları sperm oldu. “Azgın boğa, herif boşalmıyor, sperm işiyor” diye güldü biris “oohhhhhh…. şimdi rahaladım” dedi en son boşalan. “Erhan, birer viski daha ver bize” dediler. “Tamam abi” dedi Erhan. Birer viski daha içtiler. Sonra kalktılar, Şortlarını bulup giydiler. “Erhan oğlum, teşekkürler, arada bizi böyle idare edin, tekne emrinize her zaman amade. Aman bak temiz bırakın, sabah turu var teknenin” dedi biri. Merdivenlerden inerken “Ulan.. bizim elemanlarda iş yok, bak elalemin barmenine, dörder dörder siktiriyor, biz 1 taneyi 4 kişi sikemiyoruz” diye güldü. Tekne’ye bağlı botu çözüm uzaklaştılar. Teknede biraz daha oyalandıktan sonra otele döndük. Saat sabahın 5iyidi. Üstümüz başımız perişan haldeydi. Tshirtlerimiz, şortlarımız heryerimiz sırıl sıklamdı. Canımız o kadar yanmıştı ki, kilotlarımızı ve sütyenlerimizi giyememiştik. Elimizde sallaya sallaya odalara geçerken resepsiyondaki çocuğun uykulu gözleri bir anda yerinden fırlamıştı. Odaya girip üstümüzdekileri çıkarıp direk yatağa daldık.

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın