Arkadaşımın Hediyesi

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Babes

Arkadaşımın Hediyesi

Hemşirelik yapan eski arkadaşım Nuray aradı. Uzun zamandır görüşmemiştik. Sevindim aradığına, dakikalarca konuştuk, eski günleri andık. Özel bir hastanede çalışıyormuş şimdi, çalışma saatleri düzensiz ama iyi para veriyorlarmış filan… Hala evlenmemiş,

“Böyle daha iyi, her çiçekten bal alıyorum. Bilirsin, bir erkeğe bağlanıp kalmak sıkar beni… Ya sen? Kocan seni hala yalnız bırakıyor mu Gül? Evli-bekar yaşantısına devam mı ediyorsun?”

Pazarlama sektöründeki kocamın sürekli dışarılarda olduğunu, hafta içlerinde beni yalnız bırakmaya devam ettiğini biliyordu o da… İlk evlendiğimizde kocamla tanıştırmıştım, derdimi yakından biliyordu.

“Hiç sorma Nuray… Hala bıraktığın gibiyim. Hatta bu hafta sonu bile gelemeyecek. Sıkıntıdan patlıyorum.” diye dert yandım.

“Neden bana gelmiyorsun? Ben de bu hafta sonu yalnızım. Eskisi gibi beraber oturur, sohbet ederiz. Kafayı dağıtırız bir güzel…” dedi.

Önce olmaz dedim ama ısrar edince kabul etmek zorunda kaldım. Benim için de değişiklik olacaktı. Cumartesi akşamı Nuray’ın biraz şehrin dışındaki evine gittim. Çok şirin, site içinde dubleks bir evi var. Nuray yemek hazırlamış. Giderken yanımda götürdüğüm, ikimizin sevdiği bir kırmızı şarabın eşliğinde yemeğimizi yerken Nuray,

“Gül, sana haber veremedim ama, yemekten sonra arkadaşım bir kahve içmeye gelecek. Senin için sorun olur mu?” dedi tereddütle… Güldüm,

“Sanırım bu arkadaş erkek, bana böyle sorduğuna göre…” O da güldü,

“Evet yaa… Bir süredir beraber takılıyoruz. Sıkı herif, çok eğleniyorum onunla… Eminim sen de hoşlanacaksın, iyi vakit geçiririz, sıkılmazsın inan…”

“Tamam canım, sorun değil. Kezban değiliz ya, senin arkadaşın benim de arkadaşım sayılır. Sıkma canını sen…”

Yemeğimizi yedikten yaklaşık bir saat sonra kapının önünde lüks bir araba durdu. Nuray heyecanla kapıyı açarak konuğunu karşıladı. Erkek arkadaşı gelmişti. Oldukça karizmatik, yakışıklı ve hoş biriydi Mert… Dudaklarından öperek karşıladığı arkadaşını benimle tanıştırdı. Tokalaştık. Erkekçe bir el sıkışı vardı, gözlerini gözlerimden ayırmadan bir kaç saniye elimi tutup bırakmadı,

“Memnun oldum Gül…” diyen tok erkek sesi içimi ürpertti bir an…

Salonda oturmaya başladık. İki kumru karşımdaki geniş koltukta elele, dizdize oturuyorlar, Nuray neşeyle şakıyıp duruyordu.

“Aşkım, ne ikram edeyim sana? Biz kırmızı şarap içiyorduk, ister misin?”

“Yok canım, ben viski alayım. Arabada bir şişe var, ona devam ederim, siz şarap takılın.”

Mert buzlu viski alırken biz dediği gibi şaraba devam ettik. Güzel bir sohbet oluyor, kahkahalar, espriler havada uçuşuyordu. Mert’in geniş fıkra dağarcığı, özellikle bel altı müstehcen fıkralardaki kendine yakışan, itici olmayan güzel anlatımı bizi gülmekten öldürüyordu.

Şarabımız bitince biz de Mert’in ikram ettiği viskiye devam ettik. Fıkra anlatmaktan yorulunca müzik setine bir CD koydu Mert… Ses sisteminden salonun her yanına güzel bir aşk şarkısı yayıldı. Işığı azaltıp ortamı loşlaştıran Mert Nuray’a elini uzatıp dansa davet etti. Birbirlerine sarılıp dans etmeye başladılar.

Bir süre kadehimdeki viskiyi yudumlayıp gıptayla iki sevgiliyi izledim. Uzun boylu, sportmen görünümlü bir erkek olan Mert ahtapot gibi sarılmıştı arkadaşıma… Elleri Nuray’ın belinde, kalçasında okşayarak dolaşıyor, dudakları yanaklarında, kulaklarında, boynunda geziniyordu.

Nuray da gözleri yarı kapalı, kendinden geçmiş bir halde ona yanıt veriyor, erkeğin boynuna sımsıkı sarılmış, kendini ona yapıştırmış vaziyette dans ediyordu guya… Onları izledikçe neredeyse iki haftadır seks yapmadığım, sevişmeye hasret kaldığım gerçeği kafama dank etti.

Evli olmama rağmen yoksunluk çekiyordum. Arkadaşım ise bekarken böyle mükemmel bir erkekle sevişecekti bu gece… Hatta sevişmeye dikey olarak başlamışlardı bile… Ben olmasam çoktan birbirlerine gireceklerdi. Kasıklarımın yandığını hissettim. Kahretsin… Elimdeki kadehi sehpaya bırakıp kalktım,

“Vakit geç oldu çocuklar…” Gülerek baktım, “Sizin de sevişesiniz geldi anlaşılan… Ben yatmaya gidiyorum.”

Başım dönüyordu, koltuğa tutundum düşmemek için, kıkırdadım. Doğal olarak iki sevgili bana otur filan demediler. Merdivene yönelip üst kata, Nuray’ın benim için hazırladığı odaya çıktım. Üzerimdeki giysileri öfke ve kıskançlıkla çıkarıp fırlattım, öylece, iç çamaşırlarımla kendimi yatağa bıraktım. Uyudum.

Aradan çok geçmeden bir çığlık sesiyle irkilerek uyandım. Karanlıkta, korkuyla nerede olduğumu, sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştım bir kaç saniye… Sonra anladım ki, ses alt kattan geliyordu. Nuray’ın çığlık sesiydi bu… Ve aralarda zevk inlemeleri, ah’lar, oh’lar…

Ah… Anlaşılan bizimkiler sevişiyorlardı. Nuray öyle zevk alıyor olmalıydı ki, kesintisiz süren çığlıkları, inlemeleri beni de tahrik etmeye başladı. Bacaklarımı sıktım, külodumun üzerinden üçgenimi avuçladım. Şimdi biter, susarlar diye bekledim. Ama bir türlü bitmiyor, çığlıklar devam ediyordu.

Meraklanmıştım iyice… Bunca yıllık evliliğimde bu kadar uzun süre zevkten inlediğim olmamıştı. Kocamın penisi içimde gider gelir, zevk alıp inlemeye başladığımda hızlanır, bir kaç dakika içinde orgazm olur, döner yatardık.

Yataktan kalktım, çıplak ayakla sessizce merdivenlerden indim karanlıkta… Nuray’ın yatak odasının kapısına geldim. Kapı kapatılmamıştı, aralık duruyordu. Seslerin bunca duyulmasının nedeni buydu sanırım. Çekinerek başımı kapı aralığından uzatıp içeriye baktım.

Nasıl bir sevişmeydi bu anlayamadım. Mert altına aldığı arkadaşımı öylesine sert bir şekilde beceriyordu ki, neredeyse yatak kırılacaktı. Dalgalar halinde hızlanıyor, yavaşlıyor, sonra kalçası Nuray’ın ikiye ayrılmış açık bacakları arasında şiddetle inip kalkarak kızın kasıklarını dövüyordu.

Loş yatak odası ışığında Mert’in kaslı bacaklarını, sırtını, sevgilisinin içine aletini sokup çıkarırken kasılıp gevşeyen harika bedenini hayranlıkla izliyordum kapı aralığından… Elim istemsizce külodumun içine gitti, amımı okşamaya, parmaklarımı içime sokmaya başladım.

Hemen biraz ötemde canlı bir porno izlettiriyordu bana bu iki genç, güzel insan… İzlenesi, tahrik olunası bir manzaraydı bu… Video izlemeye benzemiyordu. Zevkten dudaklarımı ısırıyor, inlememek için kendimi zor tutuyordum. Nuray orospusunun böyle bir derdi yoktu tabi… İnliyor, çığlıklar atıyor, erkeğinin altında şekilden şekile giriyor, arada hırsla konuşuyordu,

“Ohhh.. Sik erkeğim… Koca yaraklım benim… Geçirrr… Ooohhh… Sikine doyamıyorum senin… Hadi… Daha… Daha sert sik beni…”

Daha fazla dayanamadım. Ayak üstü, dizlerim titreye titreye orgazm oldum içeride boşalmaya başlayan Nuray ile beraber… Duracak halim kalmamıştı. Yukarıya çıktım, yatağıma attım kendimi… Uzandığım yerde elim külodumun içinde, bense az önce yaşadığım şehvet dolu sahnelerin etkisi altındaydım. Aşağıdakilerse hala sevişmeye devam ediyorlardı. Delirteceklerdi beni…

Bir süre sonra aşağıdan gelen sesler, Nuray’ın çalan telefon ziliyle kesildi bir anda… Nuray’ın telefonda bir şeyler konuştuğunu duydum. Alt katta ışık yandı. Merakla kapının önüne çıktım, kafamı uzatıp kulak misafiri oldum.

Anladığım kadarıyla Nuray’a hastaneden telefon gelmiş ve hastaneye çağırıyorlardı. Telefonu çarparak kapatan Nuray öfkeyle bir şeyler konuşuyor, Mert’e bir şeyler anlatıyordu. Az sonra çıktığını duydum, erkek arkadaşı Nuray’ı öperek uğurladı.

Ben hemen yatağıma geçtim. Ama içimdeki yangın devam ediyor, sevişirlerken duyduğum sesler kulaklarımdan, görüntüler gözümün önünden gitmiyordu bir türlü… Koca dubleks evde ikimiz yalnız kalmıştık. Arkadaşımın müthiş sikici sevgilisi ve ben… Aramızda bir kaç basamak merdiven, bir iki kapı…

Bir zaman geçti bu şekilde… Alt kattaki guguklu saatin tiktakları gecenin sessizliğinde yankı yapıyordu. Bir türlü uyku tutmuyordu beni… Ağzım dilim kurumuştu. Bunca seks yorgunluğundan sonra Mert yatıp uyumuştur diye düşünüyordum.

Sonunda bir bardak su içmek, içimdeki yangını bir parça söndürebilmek için yataktan kalkıp üzerime bir şey giyinmeden iç çamaşırlarımla mutfağa indim. Mutfakta loş bir ortamda led ışıklar yanıyordu sadece… Kapıdan girer girmez onu gördüm.

Mert… Nuray’ın erkek arkadaşı mutfakta bir şeyler atıştırıyordu. Ortadaki tezgahın önünde yüksek tabureye tünemişti. Benim gibi onun da üstünde sadece baksırı vardı… Bakıştık kaldık.

Ne geriye dönebiliyordum, ne de buzdolabına gidebiliyordum. İkimiz de yarı çıplak bir vaziyette, birbirimizi süzdük. Omuzlarımı silktim neden sonra, gülümsedim. Sanki bu vaziyette, yarı çıplak, gecenin bir yarısında mutfakta olmak normal bir şeymiş gibi,

“Afiyet olsun Mert…” dedim buzdolabına doğru ilerlerken… “Sanırım acıktın.” O da güldü, gözlerini siyah tanga külodum ile, memelerimi zor örten minicik dantel sütyenden oluşan iç çamaşırlarımın zorlukla kapattığı vücudumdan ayırmadan,

“Evet, nedense hareket etmek acıktırıyor beni…” Gülerek,

“Evet canım, epey hareket ettiniz, seslerinizi duydum. Benim de ağzım kurumuş, su içmeye inmiştim. Senin burada olacağını tahmin etmiyordum.” dedim bardağa su koyarken…

“Nuray’ı hastaneden çağırdılar, acil ameliyat varmış” dedi.

Boğuklaşan sesinde öyle bir anlam, öyle bir yoğunluk vardı ki… “İkimiz evde yalnızız… Sen ve ben…” der gibi… Dönüp baktım. Taburenin üzerinde, bir ayağı taburede, bir ayağı yerde… Baksırının önü kabarmış, apaçık belli oluyor. Gözleri bana mıhlanmış, parlıyorlar. İstekli…

Telaşla başımı önüme çevirdim. Evyenin önünde, bardağı dudaklarıma götürdüm. Yudumlamaya başladım ağır ağır… Kafamda sorular…

Ne yapıyordum ben..? Elin adamıyla gecenin bir yarısı, yarı çıplak, yalnız… Kocam bizim için, benim için çalışıyor, uzaklarda… Ama ahh… Uzaklarda… Bense hep yalnızım… Sekse aç…

Elin adamı dediğim de bir yakışıklı erkek ki… Bir sikici erkek ki… Offf… Nasıl da beceriyordu Nuray’ı… Nasıl da inip kalkıyordu kalçaları… Koca siki nasıl parlıyordu arkadaşımın amına girip çıkarken loş ışıkta… Şu anda o koca alet bir metre arkamda… Baksırın önünden fırlayacak gibi sertleşmiş, dikleşmiş, bana bakıyor… Gözleri bende adamın… Çıplaklığımda… Biliyorum…

Daha suyumu bitirmeden tabure gıcırdadı. Allahım… Kalktı. Geliyor. Arkamdan yavaşça yaklaştığını hissettim. Soluk alıp vermesini duyabiliyordum sessizliğin içinde… Geldi, geldi, birden çıplak bedenime sarılıp yavaşça boynumdan öptü. İrkilmedim, zaten bunu yapmasını hasretle bekliyordum.

“Dur Mert… Ne yapıyorsun sen…?” dedim fısıltıyla… Sıcak nefesi boynumda dolaştı, kulak mememe fısıldadı o da,

“Senin istediğin şeyi yapıyorum Gül…” dedi.

“Saçmalama… Neyi istiyorum ben?”

“Bunu Gül… Sevişmeyi istiyorsun… Benimle sikişmeyi… Seni sikmemi istiyorsun. İstemesen benim yanıma bu kılıkta gelmezdin. Yanlış mı?”

“Lütfen ama…” diye kekeledim. “Ben evli bir kadınım… Kocam…”

Kollarının baskısını biraz daha arttırdı. Omuz başlarımı, boynumu, ensemi öpücüklere boğdu. Önündeki sertliği hissettirmek istercesine vücudunu bana bastırdı. Gerçekten de hissediyordum ve bu da beni delirtiyordu. Sularımın aktığını hissediyordum.

“Hadi Gül…” dedi. “İkimiz de çocuk değiliz. İkimiz de istiyoruz bunu… Sevişmek için, seks yapmak için yanıyorsun.” Elini önüme attı, tanga külodumun ince ağının üzerinden amımı avuçladı. Zevkle inledim.

“Ohhh… Mertt…”

“Yanıyorsun bebeğim… Zevk suyundan sırılsıklam olmuş külodun… Islaksın… Sen de istiyorsun. Sikişmek istiyorsun… Mmmm…”

Elleri sütyenimin kopçalarını açarken dudakları aşağıya indi. Parmakları öne geldi, memelerimi avuçlayıp sıktı, okşadı. Ateşten dudaklar belimden kaydı, kalçalarımı tavaf etti. Tanga külodumu yavaşça sıyırıp kalçalarımı ikiye ayırınca inleyerek öne eğildim.

Bir kaç saniye durdu. Of allahım… Arkamda diz çökmüş, istekle şişip kabarmış kadınlığımın dudaklarını, arkamdaki minik deliğimi seyrediyordu adam… Seyretmekle kalmadı, soluğunu oramda hissettim önce, sonra da sıcak ve ıslak dilini… Boydan boya arkadan öne doğru yalıyordu. Yakarak, ıslatarak…

Daha da eğildim rahat çalışması için… Mutfak tezgahına yaslanıp bacaklarımı araladım iyice… Dakikalarca yaladı, emdi, parmaklarını içime soktu. Önüme, arkama…

Sonra tekrar yükseldi dudakları, yukarıya çıkarken bu kez arkamda çıplak penisinin sıcaklığını hissettim. Az önce yaladığı yerlerin üzerinde penisinin başını dolaştırıyordu şimdi boynumu öperken… Baksırını çıkarmış, benim gibi çırılçıplak kalmıştı.

Sertçe kendine çevirdi beni… Üstüme abanarak sertçe dudaklarını dudaklarıma yapıştırırken taş kesilmiş erkekliği de bacaklarımın arasında dolaşıyordu. Islanmış apış aramda yakarak kıpırdanıp duruyordu.

Dudaklarımı ısıra ısıra sertçe öpüyor, elleri memelerimi yoğuruyordu. Her zevk noktamdan zevk alıyor, ağzının içinde boğuk boğuk inliyordum. Kulak memelerimi yalarken,

“Kocan yok şu anda yanında… Ben varım. Ve seni sikmek için deli oluyorum Gül… Ya sen? İstiyor musun? Sikeyim mi seni? Senin için deli olan şu koca yarağı sulu amcığına sokayım mı? İster misin?”

Başım dönüyordu. Boynuna sarılıp öptüm, dilimle dilini okşadım. Haklıydı. Ben de deli oluyordum, İstiyordum.

“Evet Mert…” dedim hırsla dudaklarını somururken… “Evet, istiyorum.”

“Ne istiyorsun Gül? Söyle.. Ne istediğini söyle bana…”

Söyledim. Onun istediği şekilde, ahlaksızca sözleri haykırarak itiraf ettim ona… Bacaklarımın arasına, kasıklarımın arasına batan aletini elimle kavrayıp sıkarken,

“Sik beni… Bu koca siki sok bana Mert… Beni sikmeni istiyorum… Hadi… Becer beni… Nuray’ı becerdiğin gibi… Onun gibi bağırt beni de… Ohhh… Hadi…”

“Merak etme canım… İstediğin gibi sikeceğim seni… Gülüm benim… Yavrum… Kanırta kanırta sikeceğim seni bebeğim…”

Bir hamlede kucaklayıp tüy gibi kaldırdı beni… Dudaklarımı somura somura mutfaktan çıktı, yatak odasına götürdü, yatağın üzerine uzattı. Bunları hiç benden ayrılmadan yapmıştı. Bacaklarımı ikiye ayırıp arasına girdi.

“Hazır mısın sikilmeye canım?” diye sordu hırsla… Gözlerim onun kararmış gözlerinde,

“Evet… Hazırım… Durma, hadi sik beni…” diye tısladım.

Öylesine ıslaktım ki… Penisinin şişmiş, yumruk gibi olmuş başını am dudaklarımın arasına dayayıp bir hamlede tamamını içeri sokuverdi.

“Ahhh…” diyerek boynuna sarıldım. Adeta ikiye yarılmış gibiydim. “Bekle… Alışsınlar birbirine…” dedim.

Mert dinlemedi beni… Beklemedi… Bacaklarımı omuzuna yaslayıp hızla girip çıkmaya başladı. Bir iki saat önce Nuray’ın üstünde nasıl inip kalkıyorsa, aynı şekilde beni beceriyordu. Nefessiz kalmış, soluk almaya çalışıyordum.

İnlemelerim çığlıklara dönüştü. O harika, damarlı, kalın alet piston gibi gidip geliyordu vajinamda… Böyle bir zevk yaşamadım desem yeridir. Bacaklarım seğiriyor, kasılıyordum. Orgazmın dalgalarının üzerinde savruluyordum. Ohhhh… Resmen zevkten uçuyordum. Çok, ama çok güzel, canavar gibi erkeklik organı vardı. Deli gibi zevk veriyor, harika sikiyordu beni… Kocam hiç böyle bir zevk yaşatamamıştı bana…

Sonra beni çevirdi, domalttı ve arkadan amcığıma tekrar soktu. Ardı arkasına orgazmı yaşıyor ve tekrar doluyordum. Yatakta uygulamadığımız pozisyon kalmadı herhalde. En sonunda sikinin üstünde oturup kalkarken kulağına eğildim ve dilimin ucuyla kulak memesini yalayıp ısırırken, şehvetle,

“Nuray mı, ben mi?” dedim.

“Sen fahişem!” dedi, yarağını amımdan çıkartıp dizlerinin üzerinde kalktı, yattığım yerde benim ağzıma verdi. Sikinin kalınlığından ağzıma sığmıyordu. Biraz daha emdikten sonra,

“Ohhh… Yala Gül… Sikimi em aşkım… Geliyorum bebeğim!” diye inleyerek ağzıma boşaldı. Döllerinin hepsini emdim, yaladım. Resmen dağıtmıştı beni…

Sırtüstü yatağa yan yana yatıp uzandık. Fırtına gibi bir sevişme yaşamıştık. Birer sigara içtikten sonra, ensemden bastırarak ağzıma tekrar yarağını verdi,

“Em ve sertleştir sikimi!” dedi.

Penisini, torbalarını, tüm kasık bölgesini yalayıp emmeye basladım. Bir kaç dakika sonra kalın yarağı yine sertleşmiş, yine göreve hazırdı.

“Bu defa seni götünden sikmek istiyorum Gül!” dedi. Bunu bekliyordum. Onun gibi bir seks makinesinin her deliğime girmek isteyeceğini biliyordum. Ama yine de korkup çekindim,

“Hayır Mert… Alamam… Sikin çok kalın!” dedim.

“Hiç anal seks denedin mi?” dedi. Bir kere denediğimi söyledim.

“İstersen kremleyebilirim!”

“Daha iyi olur. Kremle deneyelim!”

Güzelce götümün deliğini ve kendi sikinin kafasını yedire yedire kremledi. Yoğurt gibi aldığı kremli parmaklarını deliğime sokup çıkardı bir süre… İşi bittikten sonra bacaklarımı yine omzuna aldı, sikinin kafasını götümün deliğine yerleştirdi, yavaş yavaş itmeye başladı.

Kremin verdiği yumuşaklıkla yarağı götüme kayarcasına giriverdi. Gövdesine nazaran daha kalın köküne doğru aklım başımdan gitti. Beynimde ve gerilip zorlanan minik deliğimde şimşekler çakıyordu.

Sonunda acıyla karışık değişik bir zevk almaya başladım. Yavaş yavaş olan temposunu hızlandırmaya başladı. Şahane bir şeydi. Kalın erkekliği göt deliğime girip çıkarken ben de iki elimle klitorisimi okşuyor, aldığım zevki arttırmaya çalışıyordum.

Domaltıp arkama geçti, dakikalar boyunca kalçalarımı tokatlaya tokatlaya, canımı yaka yaka götümden sikti beni ve sonunda,

“Geliyorum!” diye böğürerek içime akıttı döllerini…

İkimiz de çok yorulmuştuk. Bir zaman uzanıp fırtınanın dinmesini bekledim. Mert yatakta yan dönmüş, dirseğine yaslanmış, bir eliyle yorgun ve hırpalanmış vücudumu okşuyordu. Sonunda elini üstümden çekip doğruldum,

“Ben yatağıma gidiyorum! Bu olanları Nuray bilmese daha iyi olur sanırım…!” dedim.

“Merak etme Gül… Zaten her şey senin içindi!” deyince şaşırdım.

“Anlamadım?” dedim.

Anlattı. Nuray’ın sevgilisi olmadığını, birbirlerine bağlanmadan, sadece seks için bir araya geldiklerini, fuckbody olduklarını söyledi. Akıllarına esen her çılgınlığı deniyorlarmış. Grup seks bile yapmışlar. Nuray ona söz vermiş, (Sana güzel bir am siktireceğim!) diye…

“Ameliyat, hastane? Gelen telefon?”

“Tabi ki yalandı canım… Doktor mu bu, geceyarısı ameliyata çağırsınlar… Ama senin sayende Nuray sözünü yerine getirdi. Yalnız Gül, gerçekten harikaydı, çok güzeldi!”

“Desene Nuray resmen beni arkadaşına siktirdi.” diyerek güldüm. Uzanıp öptü beni,

“Seksi orospum benim… Sen de benim gibi yaşadığımız seks macerasından memnun kalmışa benziyorsun.”

“Çok…” dedim. “Ben de onu kocama siktireyim de görsün gününü fahişe…”

“Siktir canım… Kocan da onu siksin. Hatta beni de çağırın, dörtlü yapalım. İnan grup seks bundan çok daha zevkli… Düşünsene, iki erkeğin arasında nasıl zevk alacaksın. Hatta bir de kadın… Nuray sever öyle şeyleri…”

“Bakalım…” dedim gülümseyerek, itiraz etmeden…

Bir gecelik ödünç seks arkadaşımı minnet duygusuyla öperek kalktım. Yorgun argın, bacaklarım titreyerek merdivenleri tırmandım ve odama çıktım. Telefonum yukarıdaydı, baktım Nuray’dan mesaj gelmiş,

“Umarım zevk almışsındır 🙂 Seni mutlu görmek, sana güzel bir hafta sonu yaşatmak istedim” diye yazıyordu.

Tebessümle yatağıma uzandım ve rahatlamış bir şekilde, bebek gibi uyudum. Bu olay Nuray’ın tezgahı da olsa, çok güzel zaman geçirmiş, ve gerçekten mutlu olmuştum. Teşekkürler benim canım arkadaşım!

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın